Kayıtlar

Mart, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yorum (Altay Meriç)

 ⚠️ ya dinsizleri nasıl da gömdün abi ya... Falan filan demiycem. Muhtemelen bunu siz de okuyamayacaksınız bu kadar yorum arasından. Ama yine de burada dursun. Bu videoyu başından sonuna kadar izledim. Diamond'ın videosunun da çok büyük kısmını izledim. 1. Kur'an'ın insan ürünü olmadığına inanıyorsunuz. Onu tebliğ eden kişinin Peygamber olduğuna inanıyorsunuz. (Ben de öyle inanıyorum) Kur'an'ı peygamber aracılığıyla bir yaratıcının indirdiğine inanıyorsunuz. Buna da Allah diyoruz.  a. Videonun sonlarına yakın bir yerde 'inanmamak için o kadar katısınız ki, bu gerçek olan ve mucize olan şeylere karşı inanılmaz bir direnç gösteriyorsunuz' tarzında laflar ettin. 'Biz böyle degiliz' dedin. Yahu Allah'ın varlığını ön kabul eden sizler mi yoksa her şeyi sorgulayan onlar mı değişime, fikir değiştirmeye bu kadar dirençli. Çeşitli deliller o adamı Allah'ın varlığına götürse inanacaktır. Ama çeşitli deliller Allah'ın var olmadığını gösterse sen yin...

Oruçla ilgili Sorular Bilgiler

 Hoş geldin Şehri Ramazan! Ramazan kelimesinin lügat anlamı: kızgın kum. Şehir kelimesinin anlamı ise: ay. Yani Şehri Ramazan; kızgın, sıcak, yakıcı ay anlamındadır. Kameri aylar ayın durumuna göre belirlenir. Ayın hangi halde olduğunun ayan beyan ortada olması, şehir kelimesiyle ifade edilir. Günümüzde kullanılan şehir kelimesi de buradan gelmektedir. Başı sonu belli olan, açıkta olan manasındadır. Bu küçük bilgiyi bir kenara bırakıp konuya giriş yapalım. Oruçla ilgili Bakara 183-184 ve 185. ayet dikkatle incelenmesi gerekir. Bu noktada bile görüş ayrılıkları ortaya çıksa da biz daha çok günümüzde yaygın olan oruç ibadetini irdeleyeceğiz. Genel itibariyle oruç tutmak olarak ele alınır. İlgili ayetlerden anlaşıldığı üzere farz olduğu gözükmektedir. Yani Allah'ın bize yapmamızı zorunlu kıldığı bir vazifedir. Oruç, anlamı itibariyle kendini tutmak, durdurmaktır. Kur'an'ın indiği ay olan Ramazan ayında yapmamız istenen budur. Kendini tutmak ne demektir? Yemeden, içmeden, cinse...

Sosyal Barış

 Sağlıklı bir toplum için insanların barış içerisinde yaşamaları gerekir. Toplumda bireylerin farklı görevleri vardır. Her çalışan toplumun farklı ihtiyaçlarını karşılar. Öğretmen eğitim ihtiyacını, doktor sağlık ihtiyacını, mühendis, müteahhit yapı ihtiyacını, kasap et ihtiyacını, market çalışanları gıda ihtiyacını karşılar.  İnsan ihtiyaçları çok çeşitlidir. Yeme, içme gibi çok temel ihtiyaçlarımız olduğu gibi, sanatsal, eğlence içerikli daha üst düzey ihtiyaçlarımız da vardır.  https://www.blogger.com/blog/post/edit/3461221851136502382/5843422124695605210 burda istek ve ihtiyaçlar konusuna daha detaylı değinmiştik. İnsanların sosyal canlılar olması nedeniyle bir arada yaşamaları kaçınılmazdır. Toplumda bireylerin çeşitli görevleri vardır. İnsanlar toplumsal kurallara uymanın yanında toplumun sağlıklı olması ve sürekliliği için bir takım işler yaparlar. Bu işleri yapmadan önce de eğitim alıp, ehliyet edinirler. Yapılan işin belli bir kalitede olması için bu eğitimlerin...

Arz ve Talep Sorunu!

 Talep kavramı genel itibariyle bilinen bir kavramdır. Benim de arz kelimesinden daha önce öğrendiğim bir kelimedir. Özellikle iktisat alanında konuları takip ederken iki kelimenin bir arada kullanılıp, konu hakkında açıklamalar yapılınca arzın talebin zıttı olduğunu anlıyorsunuz. Ya da ben öyle anladım, öyle tanıştım bu kelimeyle. İnsan doğduğundan itibaren genelde talep etmeye başlar. Özellikle bebeklikte bir çok şeye muhtacız. Sonrasında da isteriz de isteriz. Bunun içindir ki insan öncelikle talep etmeyi öğrenir. Arz ise üretim odaklıdır. İnsanların ne gibi ihtiyaçlarının olduğunu bilip, onla ilgili üretim yapıp, piyasaya sürmeyi gerektirir. Diyelim ki ayakkabı üretmeye karar verdiniz. Ayakkabıları üretip piyasaya sürdünüz. Bu durumda ayakkabıları arz etmiş oldunuz.  Talep ise ihtiyaç temellidir. Bulunduğunuz yer yağmurlu, sulu, çamurlu bir yer olsun. Orada yaşayan insanların, bu coğrafi durum ve iklim şartlarında kullandığı ayakkabılar yetersiz olsun. İnsanların ayakların...

Demokrasi ve Cumhuriyet

  Demokrasi ve cumhuriyet kavramları artık neredeyse birbirlerine geçmiş durumdadır. Halk arasında bu kavramlar söylendiğinde aynı şey anlaşılmaktadır. Cumhuriyet kabaca halk yönetimi demektir. Cumhur sözcüğü halk anlamına gelmektedir. Günümüzde ismi cumhuriyet olan ülkeler vardır. Türkiye Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Bangladeş Halk Cumhuriyeti gibi. Ülke isminin bu şekilde olması bu ülkelerde cumhuriyetin olduğu diğerlerinde ise olmadığı anlamına gelmiyor tabii. Hatta ülkenin isminde bunun vurgulanması aslında çok da cumhuriyetçi olunmadığı, öyle gözükmek istendiği için de konduğu söylenmektedir.  Demokrasi ise daha çok uygulamaya dönük sistemdir. Mesela bir problem olduğunda demokratik yollarla çözelim deriz. İçerisinde hukuk, insan hakları, ortak akıl, STK vs bir çok unsuru barındırır. İsminde hem demokrasi hem hem de cumhuriyet kavramları geçen, kendini öyle adlandıran ülkeler de vardır. Tabii isminde bunların olması, gerçeği ne kadar yansıtıyor, tartışılır. Kuzey Ko...

Konut Problemi, İmar Affı, Kentsel Dönüşüm, Emlak, Rant

 Ülkemizde ve diğer bir çok ülkede sanayi devrimiyle beraber köylerden kentlere göçler ağırlık kazandı. Bu göçler köylerden kendi şehir merkezlerine olabileceği gibi, iş imkanlarının çok olduğu büyük şehirlere yöneliktir. Bu şehirler; sanayi, hizmet, turizm vs alanlarda gelişme göstermiş yerler olmaktadır. Örneğin Kars'ın bir köyünde yaşayan insanlar Kars merkeze de göçebilir. Kars'a göre, görece daha gelişmiş Erzurum'a da göçebilir. Sanayi, turizm, hizmet sektörlerinin çok daha geliştiği batı ve güney batıdaki şehirlere de göç edebilirler.  İstanbul başta olmak üzere, Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi şehirler yoğun göç almaktadırlar. Göç alan yerler bir çok sıkıntıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Eğitim, sağlık, kültürel, alt yapı yetersizlikleri, çarpık kentleşme gibi sorunlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu yazıda daha çok kentleşme ve mâli boyutu üzerinde durmaya çalışacağız. Kars'ın köyünden tarlasını, ineğini vs satıp, 'fabrikada iş bulurum,...

Hayalleriniz Neler? Hedeflerinizi Belirlediniz mi?

 Günümüz dünyasında sıkça duyduğumuz sözdür: "Hedefinizi koyun, hayallerinize ulaşın." Kişisel gelişimcilerin ortaya koyduğu, hayat kalitemizi ve hayattan aldığımız zevkleri arttırmak için bizden istenen şeylerdir. Hedef koy. Bunun için çalış ve hedefine ulaş. Tabii bu hedef bir çok alanda, kısa ve uzun vadeli hedefler olabilir. Hayaller kurmak, hedefler oluşturmak bizi motive etmek için elbette önemlidir ama bu hayal ve hedefler de neyin nesi? Hadi hayaller kuralım. Nasıl bir hayal kuralım? Mesela, mağarada kurtlarla yaşamak. Sokaklarda evsiz barksız yaşayabilmek. Afganistan'a yerleşip yaşamak. Dünyanın en obez insanı olmak. Dünyanın en sefil insanı olmak. Her gününü kaygıyla geçirmek. Muhtemelen bu tarz hayalleri kimse kurmuyordur. Obez bir insan olmak, sokaklara düşmek için ekstra bir çabaya gerek yok. Peki gerçekçi hayaller, hedefler nelerdir? Avrupa'yı gezmek. Amerika'ya gitmek. Dünyayı gezmek. Milletin imreneceği ev, araba, mal/mülke sahip olmak. Şöhret olma...

Deprem ve Ahlâk

 Maraş ve civar illerde yaşanan deprem için çok üzgünüm. Aslında üzgün olmamız gereken depremin olmasından ziyade depremin yarattığı tahribat. Deprem yüzünden mal ve can kayıplarının yaşanması. Hadi malı da bir kenara bırakalım, canımız çok daha değerli. Gerçekten canımız çok değerli mi? Kim değeli görüyor? Değerli görüldüğüne emin miyiz?  En önemli ihtiyacımız hayatta kalmak. Depremin yıkıcı etkileri sonrası en öncelikli isteğimiz insanların haytta kalması, enkaz altında dahi olsa. Öncelikle canların var olmasını istiyoruz doğal olarak. Bunun için tüm personel, kaynaklar seferber edilmeli. Son ana kadar canları kurtarmak için mücadele edilmeli.  İkinci önemli ihtiyacımız ise, beslenme ve barınma. Haytta kalan insanların yiyecek ve kalacak yerlere ihtiyaçları var. Devletin ilgili birimleri, birçok sivil topum kuruluşu da organize olup insanların bu ihtiyaçlarını karşılama, yaralarını sarma konusunda seferber olmaktalar. Deprem bölgesinde olmayan bizlerde gerek ilgili biri...

Sosyalizm mi Kapitalizm mi?

 İnsanlar hayatlarını bireysel olarak değil, topluluk halinde geçirirler. Topluluk halinde yaşama gereksiniminden dolayı bir takım kurallar oluşturmuşlar. Topluluk hâlinde yaşayan insanların daha iyi, sorunsuz yaşamaları için, kuralların işlemesi için yönetimlere ihtiyaç duymuşlar. Dünyada şimdiye kadar farklı yerlerde ve farklı zamanlarda onlarca farklı yönetim şekli uygulanmış. İnsanlar hep en iyisini bulmaya çalışmış. Zaman geçtikçe daha iyi sistemler ortaya çıkmış demek, pek mümkün değil. Gidişat hep olumluya doğru gitmemiş. Kötü dediğimiz sistemlerde daha iyi yaşam şartları olabilirken; iyi bir sistemde kötü yaşantılar da sürülmüş . Kötü yönetimler iyileşirken, iyi olan yönetimler kötüleşebilmiştir. Yönetim şekillerinin bizim için ne önemi var? İyi bir hayat için yönetime neden ihtiyaç olsun? Yönetim şekli toplumun nasıl yönetileceğini belirler. Bu yönetimde halka söz hakkı az ya da çok verilebilir. Yönetenin yetkileri dar ya da geniş olabilir. Yönetim yetkisi tek kişide olabi...

Sosyalizm ve Komünizm Sistemleri

 Sosyalist ve komünist sistemler, mantık bakımından birbirine benzeyen sistemlerdir. Kapitalist sisteme zıt görüşlerdir. Bu sistemler aslında belli bir siyasi yapıyı ifade ederler. Siyasi yapı da yaşamı etkiler. Yaşamı en çok etkileyen unsur kazanç/para olduğu için bu sistemleri ekonomi temelinde ele alacağız.  Sanayi devrimiyle beraber artan üretim ihtiyacı, iş gücü ihtiyacını da doğurmuştur. Kurulan fabrikalarda çalışmak için kırsaldan kentlere kontrolsüz göçler olmuştur. İlk başlarda insanların ağır şartlar altında ve düşük ücretlerle çalıştırılmış. Bu böyle devam ederken, sermaye sahipleri ve ticaret yapanlar servetlerini katlamaya devam etmişlerdir. Toplumda var olan sınıflar daha da derinleşmiştir. Kapitalizmin doğuşu ve büyümesi bu şekilde gerçekleşmiş olup, sosyalizm ise buna tepki olarak doğmuştur. İşçi sınıfı, tüm üretim yükünü çekerken kazananın bir avuç insan olması ve işçilerin sefil bir yaşam sürmesi sosyalist düşüncenin gelişmesini sağlamıştır.  Sosyalizmde...

Kapitalist Ekonomiler

 Dünyadaki en önemli sistemlerden biri ekonomik sistemlerdir. İstek ve ihtiyaçlarımızın karşılanması için paraya ihtiyacımız vardır. Para demek ekonomi demektir. Daha önce para, sanal para, dolarla maaş gibi konulardan bahsetmiştim. Şimdi ise ekonomik sistemlerin nasıl işlediğini konuşalım. En bilindik ve yaygın sistem kapitalist sistemdir. Sermaye birikimi ile çalışır. Sermaye özel teşebbüsün elindedir. Devlet genel itibariyle yasal düzenlemeler vs yapar. Sanayi devrimi ile daha fazla gelişim göstermiştir. Bireyselciliği, rekabeti ön plana çıkarır. İnsan tabiatına da en uygun sistem olabilir. Kapitalizmin doğasını anlamak için önce insanın yapısından biraz bahsetmek gerekir. İnsan yapısı gereği kendisini başkaları ile kıyaslama gereksinimi duyar. Şimdi kendinizi etrafınızdaki insanlara kıyaslayın. Sizden daha fazla kazanan bir insanı düşünün, kendimizi ondan çok da aşağı görmeyiz. "O kazanıyorsa ben de kazanmalıyım, ondan neyim eksik?" deriz. Başkası iyi bir arabaya biniyors...

Gelişmişlik, Gelişmiş Ülke

Gelişmişlik nedir? Gelişmişlik ülke bireylerinin refah içerisinde yaşayabilmesi midir? Özgür bireyler olabilmesi midir? Hak ve hürriyetlerin fazla olması mıdır? Aslında gelişmişlik adına onlarca soru sorabiliriz. Gelişmişliği en çok etkileyen faktörler ekonomik olsa da irdelemekte fayda var. Ülkemizde geçim sıkıntısı yaşanmaya başlandığı zaman hemen bir çok kıyaslama ile karşı karşıya kalırız. Gerçi ülkemizde geçim sıkıntısının olmadığı, bütün vatandaşların hayatlarından memnun olduğu bir dönem var mı? O da tartışılır. Kıyaslamaların yapıldığı ülkelere gelişmiş ülkeler diyebiliriz. Almanya, İsveç, Finlandiya, Fransa, ABD, Kanada vs ülkeler olmasa kıyaslamaları hangi ülkelerle yapacağız? Asgarî ücret belirlendiğinde hemen, "Almanya'da asgarî ücret şu." Zam haberleri geldiğinde, "Kanada'da asgarî ücretle bunları alabiliyorsunuz." Otomobil vergileri arttığı zaman, "bu parayla Almanya'da üç tane araba alırsın." gibi söylemleri, haberleri görürsünüz...

Tüketim Toplumu

Tüketim, günümüzün en büyük sorunlarından biri midir, yoksa modern insanın yapması gereken doğal bir durum mudur? Var olabilmemiz, hayatta kalabilmemiz için mecburen bir şeyleri tüketmeye ihtiyacımız vardır. Hava, su, besin, giyim, barınma gibi ihyaçlar, hayati ihtiyaçlarımızdır. Bu ihtiyaçlarımızı karşılamak için doğada var olanı kullanırız. Hava yapma şansımız yok. Atmosferde var olan havayı teneffüs ederiz. Hava derken, oksijenden bahsediyoruz. Biz insanlar oksijen yapamayız ama oksijen üreten sisteme olumlu/olumsuz yönde etkileyebiliriz. Ormanları kesip imara açarsak, olumsuz katkımız olur. Ağaçlandırma yaparak ormanların gelişimini sağlarsak, olumlu etkimiz olur. Denizleri kirletirsek, olumsuz; kirletmezsek olumlu katkımız olur. Atmosfere zararlı gaz salınımını yaparsak, olumsuz etkimiz; yapmaz isek bir etkimiz olmaz açıkçası.  Birçok kişinin benzerini gördüğü şu tarzda resimler vardır: "Eğer insan olmasaydı doğa böyle olurdu." tarzı resimer hatırlıyorsunuzdur. Yine beni...

Neden Dolarla Maaş Almıyoruz?

Bir önceki yazımda, para konusundan bahsetmiştim. https://www.blogger.com/blog/post/edit/3461221851136502382/8720483186016351768 Şimdi ise birçok insanın aklındaki soruya yanıt arayalım. Dünyada sadece dolar kullanılsa n'olur? Doları seçme sebebimiz, çok güçlü ve bilinir bir para birimi olması. Dolar yerine tüm dünyanın ortaklaşa kullanabileceği bir para birimi de tercih edilebilir. Peki, neden dolar? Bildiğiniz üzere, dışarıdan herhangi bir ürün, hizmet alırken dolar ya da euro üzerinden alıyoruz. Araba alıyoruz, dolar. Kıyafet alıyoruz, dolar. Hatta petrol alıyoruz dolar. Artık yurt içinde ihale alanlar bile TL yerine dolar bazlı anlaşmalar yapıyor. Sebebini hepinizin bildiği üzere, TL 'deki değer kaybı, dolarla iş yapmayı, maaş almayı vs cazip hâle getiriyor. Diyelim bir dükkânınız var ve kiraya verdiniz. İki ay sonra enflasyon arttığında, TL ile anlaşmışsanız aldığınız kira bedeli aynı olsa bile değeri enflasyon oranında düşmektedir. Anlaşmayı dolar üzerinden yaptıysanız, d...

Para, Sanal Para

 Aslında ana maddesi olarak, kağıt ve maden olan paranın bir değeri yok. Sadece kağıt ve maden olarak bir değeri var. Bizler için asıl mesele ürün (mal) ve hizmettir. Şöyle düşünün: Para denen bir nesne yok. istediğiniz her şeyi alabilir, istediğiniz her şeyden yararlanabilirsiniz. Bu durumda muhtemelen kaos çıkar. Var olan her şeyin, var olan herkese ait olması düşünülemez.  Paranın icadından önce takas yöntemi vardı. Oldukça güç bir yöntem. Çünkü var olan her ürün ve hizmetin karşılığı başka ürün ve hizmet üzerinden ölçülüyor. O yüzden ürün ve hizmet kalitesi değiştikçe her şeyin değerini sil baştan değerlendirilmesi gerekiyor. Para günümüzde sadece alım değeri olan bir kavram değil aynı zamanda bir ölçüm aracı. Temelinde yine kıyas olsa da işleri karmaşık olmaktan çıkarıyor. Örneğin evinizi satacaksınız. Hemen internetten başka evlerin fiyatına bakıyorsunuz. sizin evinizden düşük özelliklere sahip bir evin fiyatından yüksek; evimizden özellikleri fazla olan bir evden de düş...

Bilim, Sanayi, Teknoloji ve Yoksulluk

 Her geçen gün yeni bir buluş, yeni bir şey icat edilmekte. Böylece var olan ürün ve hizmetler de giderek artmakta. Hâliyle biz insanların ihtiyaç duyduğu gereksinimleri de artmakta. Cep telefonu icat edildiğinde, ulaşılması zordu. Herkes cep telefonu alamıyordu. ilk başlarda ülkelerin en zenginleri alabilirlerken, bu alandaki gelişmelerin artması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ile bugün hemen herkesin cebine girmiş durumda.  İlk başlarda hantal, ağır, sadece arama yapabilen bu cihazlar, zamanla fotoğraf çeken, müzik çalan, oyun oynanan, internete giren, envai çeşit uygulamalarla hayatlarımıza girdiler. Bugün bu teknolojiyi yok sayan hemen hemen yoktur. Mektupla, telgrafla haberleşen kimse kalmamıştır. Zamanının iyi iletişim araçları ise artık nostaljik bir hâl alarak hayatlarımızdan çıkmıştır. Bugün cep telefonları kolay ulaşılabilir teknolojik cihazlardır. Herkes kullanıyor ama kullanılan telefonlar aynı değiller. Onlarca marka ve binlerce farklı özelliklerle pazardaki y...

Gelir Eşitsizliği, Gelir Adaletsizliği

 Bazıları hayatlarını yaşar, bazıları da tüketir. Hayatı yaşmak, tüketmek nedir? Diye sorulduğunda, farklı farklı cevaplar verebiliriz. Çünkü insanların beklentileri farklıdır. Biz biraz bu olaya kazanç ve dünya nimetlerinden faydalanma noktasında bakacağız. Dünya nimetleri de zamana göre farklılık göstermekte. Birkaç asır önce spor bir otomobile, en iyi telefona, bilgisayara, özel bir uçağa sahip olamazken şimdi olabilirsiniz. Dünya nimetlerinden faydalanma bulunduğunuz dönemde var olan mallarla ölçülür. Şimdi dünyada 1000 kişinin ve 10 bin doların olduğunu varsayalım. Bu para dışında para basmayacak bunu kullanacaksınız. Bu parayı herkese eşit dağıtırsanız, herkese 10 dolar düşer. Dünyada var olan her şeyin değeri 10 bin dolardır. 5 yıl sonra nüfus ve para aynı kalacak ama bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucu üretimi arttırdınız ve ürün ve hizmetleri 2 katına çıkardınız. Ürün ve hizmet 2 katına çıkmasına rağmen değeri yine 10 bin dolardır. Yani 5 yıl önce aldığınız ürünü artı...

Futbol mu, Endüstriyel Futbol mu?

 Önceki yazımda Cristiano Ronaldo özelinde futbolcuların neden çok para kazandığını yazmıştım. Şimdi ise bu konuyu, futbolun endüstriyelleşmesi ve finansallaşmasıyla bağlayacağım. Artık futbol sadece futbol değil demiştik. Futbolun ya da diğer sporların ortaya çıkmasına bakarsak, muhtemelen sokaklarda doğmaya başlamış, amatörce oynanmaya başladıkça zaman içerisinde belirli kurallar çerçevesinde daha profesyonel yapıya kavuşmuştur. Böylece futbol yayıldıkça sokaklarda, halk arasında daha fazla yayılmıştır. Halk arasında yayıldıkça daha da büyüyüp ciddi bir sektör haline gelmiştir. Yani sokak ve profesyonel tarafı birbirini beslemişlerdir. Günümüzde izleyicilerinin çoğu erkekler olmasına rağmen, çok fazla kadın taraftar da futbolla ilgilidir. Kadınların futbolla ilgili olmasının psikolojik sebepleri vardır. Bundan başka bir yazıda bahsedelim. İzleyiciyi tarafını bir yana bırakırsak, gerek maliyeti düşük olması gerek basın yayın organları sayesinde erkekler arasında oynanma yönü de ço...

Cristiano Ronaldo, Rekor Kazanç

 Cristiano Ronaldo, Suudi Arabistan'ın Al nassr takımına 2.5 yıllığına imza atmış. Geçenlerde günlük olarak ne kadar kazanacağını hesaplamışlar. Sonuç: 11 milyon lira. Bu parayla neler yapılabilir? Türkiye'de her gün iyi bir daire ve spor araba alınabilir. Ronaldo'nun günlük kazandığı parayı 1200 asgarî ücretli 1 ayda kazanamıyor. Peki nasıl bir spordan bu kadar ciddi paralar kazanılabiliyor? Aslında tüm spor branşlarında çok iyi kazanan sporcular var. Bunun sebebi o alanda en iyi olmarından kaynaklanmakta. Tabii çok kazanmaları sadece o anlık performansları değil. Geçmişleri de önemli. Yani marka değerleri. Ülkemize 30unu devirmiş yabancı bir futbolcu geliyor ve kenndisi kadar ya da ondan daha iyi futbol oynayan biri onun kadar kazanamıyor. Çünkü onun kadar popüler değil, isim yapamamış, kendini henüz kanıtlayamamış, başarılar elde edememiş bir sporcunun bunları gerçekleştiren sporcu kadar kazanamaması normal. Sporcuların iyi kazanmasının nedenlerinden biri de sporsorlukla...