Hayalleriniz Neler? Hedeflerinizi Belirlediniz mi?

 Günümüz dünyasında sıkça duyduğumuz sözdür: "Hedefinizi koyun, hayallerinize ulaşın." Kişisel gelişimcilerin ortaya koyduğu, hayat kalitemizi ve hayattan aldığımız zevkleri arttırmak için bizden istenen şeylerdir. Hedef koy. Bunun için çalış ve hedefine ulaş. Tabii bu hedef bir çok alanda, kısa ve uzun vadeli hedefler olabilir. Hayaller kurmak, hedefler oluşturmak bizi motive etmek için elbette önemlidir ama bu hayal ve hedefler de neyin nesi?

Hadi hayaller kuralım. Nasıl bir hayal kuralım? Mesela, mağarada kurtlarla yaşamak. Sokaklarda evsiz barksız yaşayabilmek. Afganistan'a yerleşip yaşamak. Dünyanın en obez insanı olmak. Dünyanın en sefil insanı olmak. Her gününü kaygıyla geçirmek. Muhtemelen bu tarz hayalleri kimse kurmuyordur. Obez bir insan olmak, sokaklara düşmek için ekstra bir çabaya gerek yok. Peki gerçekçi hayaller, hedefler nelerdir? Avrupa'yı gezmek. Amerika'ya gitmek. Dünyayı gezmek. Milletin imreneceği ev, araba, mal/mülke sahip olmak. Şöhret olmak. Herkesin tanıyacağı topçu, popçu, oyuncu olmak. Evlenmek, mutlu bir aile sahibi olmak. İyi bir meslek edinmek. Sınavlarda başarılı olmak, sınıfın en başarılı öğrencisi olmak. Vücut yapmak, kaslı olmak. Büyük kalçalara, incecik bele ve dolgun dudaklara sahip olmak. 5 farklı yabancı dil öğrenmek, yurtdışında master yapmak. Nobel ödülü almak, bir spor branşında olimpiyat kazanmak. Tabii bu hayallere/hedeflere ulaşmak için çalışmak gerekiyor. Bunlar için daha kısa hedefler oluşturup adım adım nihai hedefe ulaşmak amaçlanır. Peki bütün bunları ulaşmak için ne yapmalıyız? Öncelikle planlı olmalı, disiplinli olmalı, pes etmemeli gibi gibi. 

Kısa ve uzun vadeli hedeflerden bahsettik ama kimse kendisi için 100 yıl sonrası için bir hedef koymaz. Belki çocuklarının, diğer insanların geleceği için, yani kendisi için olmayan hedefleri ayrı tutuyoruz. Kendisi için ömrünün sonlarına doğru sağlıklı, genç görünümlü olmak gibi düşünceleri olsa da kimse yaşlanmak ve ölmek istemez. Daha doğrusu yukarıda saydığım gibi hedefleri olan insanlar ölümden bahsedebilseler de ölüm düşüncesinden çok uzaktırlar. Ölmekten, yok olmaktan da korkarlar düşüncesindeyim. Zaten güdüsel olarak da hayatta kalma reflekslerine sahibiz. 

Neye göre hayâl kurarız? Bu hayaller gerçekten bizim hayallerimiz mi? Öncelikle sosyal bir canlı olarak etrafınızdaki insanların yaşantılarını gözlemleriz. İyi ve kötü yaşamların ne olduğunu kolaylıkla idrak ederiz. Barakada yaşayan bir insanın hayatının mı daha iyi, yoksa villasında şatafatlı bir hayat yaşayan birinin mi hayatının daha iyi olduğunu fazla düşünmeye gerek yok. Toplu taşıma kullanan birinin mi, yoksa onlarca spor arabası olan birinin mi hayatı daha çekici? İş yerinde köle gibi 3 kuruşa çalışan, yeri geldiğinde birilerinden laf yiyen, yaşamsal ihtiyaçlarını binbir zorlukla karşılayan birinin hayatı mı daha çekici; yoksa gününü gün eden, herkesin imrenip alkışladığı birinin hayatı mı daha çekici? Tatil olduğunda köyüne gitmek için bilet almakta zorlanan birinin mi, yoksa dünyanın onlarca farklı yerini gezip, bunları milletin gözüne sokan, iltifatlar yağdırılan birinin mi hayatı daha istenilir?  

Şöyle bir düşünelim: Kurduğunuz hayaller ne kadar özgün, koyduğunuz hedefler şimdiye kadar hiç kimsenin koymadığı hedefler mi? Elbette hayır. Bütün bunlar daha önce yapıldı ve bizde bunları hedefliyoruz. Belki şimdiye kadar hiç kimsenin yapamadığı bir şeyi de başarabiliriz. Mesela 100 metre yarışında dünya rekoru kırabiliriz ama biz o rekoru kırmadan önce de başka birisi bu rekoru kırmıştı. Bizden sonra da bir başkası kırabilir. Tıp/bilim alanında bir buluşa imza atma hayalimiz olabilir. Yeni buluşumuz milyonlarca buluştan sadece birisi ve bizden sonra da ne buluşlar yapılacak. Hadi bu ekstrem hayalleri bir kenera bırakırsak, dünyayı gezmek, bilmem kaç dil öğrenmek, kültürler tanımak gibi kendimize entelektüel anlamda katkı sağlayacak hedefleri konuşalım.

Entelektüel anlamda bize katkısının olacağını düşündüğümüz hedefler koymak faydalıdır. Bu hedeflere ulaşıp etrafımızdaki insanları da aydınlatırsak insanlığa katkıda bulunmuş oluruz. İnsanların gelişimini sağlamış oluruz. Ama insanların maalesef bir çoğu etrafına bir faydadan ziyade özendiği için, sırf bir başkası yaptığı için, kendisini diğer insanlardan farklı, daha başarılı, bilgili, görgülü göstermek için hayeller kurar, hedefler koyarlar. Bunlar özentiden, taklitten başka bir şey değildir. Bir de mal, mülk, araba, para, marka giyim gibi hedefleri olanlar vardır. Böyle bir hayâle, hedefe gerek var mı? Bunlara hedef denilir mi? Bu da tartışılır. 

Topluma bir faydası olmayan, insanları geliştirmeyen, sadece bize faydası olan hayâl ve hedefler ne işe yarar? Sadece o insanın egosunu tatmin eder. Ulaştığı şeyler yüzünden kendini ayrıcalıklı hisseder, üstün sanır. Aslına bakarsanız zehirlenmeden başka bir şey değildir. Topluma da dolaylı yoldan zararları vardır. Yukarıda belirtmiştim, tekrar belirteyim: insanlık adına kurulan hallerden bahsetmiyoruz. Kişinin kendisi için oluşturduğu hayâl/hedeflerden bahsediyoruz. Peki bunun topluma zararı nedir? Hadi başlayalım:

Giyim konusunu ele alalım. İnsanların kabul etmeseler de ya da fark edemeseler de kendini beğenmiş bir yanı vardır. Etrafımızdaki insanlar giyim kalitesini biraz artırınca, onlardan geri kalmak istemeyiz, hatta onları geçmek isteriz. Çeşit çeşit ayakkabılar, giysiler alırız. Marka kıyafetler almaya başlarız. Kombin oluştururuz. Öyle uyumsuz şeyler giymeyiz. Zaten medyada bunu körükler. Çünkü tüketim ekonomisi de bunu istiyor. Herkesin giydiği şeyleri giymez, başkalarıyla pişti olmayı utanç bile sayabiliriz. Hep farklı olmak isteriz ama olumlu anlamda. Farklı olmak için de herkesin kolaylıkla ulaşabildiği giysi, ayakkabı, takı vb yerine kendimizi farklı ve ayrıcalıklı hissettiren şeylere yöneliriz. Artık ok yaydan çıkmıştır. Başkalarından aşağı kalmamak gerek, hatta onlardan daha iyi, önde olmak gerek. Hesapta yokken kendimize bir hedef koyduk bile: şık olmak. Peki bu bize özgü bir hedef miydi? Bu hedefin topluma faydası var mı? Yukarıda anlatmıştık. Hedefler, hayaller ezici çoğunlukla bizden öncekilerin hedefleriyle aynıdır. Hesapta olmayan bu hedef için, daha fazla çalışmak, daha fazla zaman harcamak ve daha fazla kazanmak zorundayız. 

Şık ve farklı olmak. Altını çizelim şık olmak bizi tek başına ayrıcalıklı, özel yapmaz farklı da olmalıyız. Düşünün herkes siyah renkte güzel bir takım elbise giyiyor. Bizi farklı kılan bir durum yok. O yüzden faklı da olmalıyız. Bu durum sadece bizim çok çalışmamız, zaman harcamamız anlamına gelmeyecek. Biz bu şıklık ve farklılığımızla iltifatlara mazhar olursak, ayrıcalıklı da olmuş olacağız. O zaman etrafımızdakiler de ayrıcalıklı olmak için daha fazla çalışmalı, daha fazla kazanmalı. Tabii bütün bunlar bizi daha hırslı, kimseyi umursamaz bencil kişiler yapmaya yol açacaktır. Sanırım toplum zarar görmeye başladı bile... 

Diğer hedeflerde şık olma hedefinden çok farklı değildir. Birisi daha iyi bir ev alınca, bizim hedefimiz de onun gibi, hatta daha iyi ev almak olur. Birisi sıfır bir otomobil alınca, bizim hedefimiz de oluşur, bilmem kaç yıllık arabamıza binmek istemeyiz. Birileri her haftasonu bir yerleri geziyorsa, artık bizim de gezmemiz gerekir. Birileri Avrupa'ya seyahat ettiyse , bizim geri kalmamamız gerek. Birileri çocuklarını bir kursa mı yazdırdı.... tamam tamam gerisini anladınız...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol, Spor, Taraftar

Emeklilik ve Emekli Maaşları

Gurbetçilik