Emeklilik ve Emekli Maaşları

Emekli aylıkları nasıl? Yeterli mi? Emekliler gül gibi geçinip gidiyor mu, yoksa sürünüyor mu? Aslında burada insanların yakındığı nokta, hayat pahalılığı ama insanlar bunları farklı bakış açılarıyla dillendiriyor.


2026 itibariyle en düşük emekli maaşı 20 bin liranın altında ama KHK ile bu rakam 20 bin yapılarak altta kalanlar 20 bine çıkarılmış oldu. Emeklilere soracak olursanız kimse bu durumdan pek memnun değil. Maaşı 20 bine tamamlanan da, diğerleri de pek memnun değiller. 


Peki memnuniyetsizliklerinin sebebi nedir? Genel anlamda hayat pahalılığı. Bugün semtine göre değişmekle beraber en düşük ev kirası 15-20 bin bantlarında. Yani en düşük emekli anca ev kirasını ödeyebilir. "Ne yiyip, ne içeceğiz, nasıl yaşayacağız?" diye soruyorlar. Sonra ne olması gerektiğini çeşitli örneklerle ortaya koyuyorlar. Ama şunu atlamayalım: Her emekli kirada kalmıyor. Kendi evi, hatta yazlığı olanlar da var. Kira alabileceği başka evi, evleri olanlar da var. Daha başka geliri olan emekliler de var. Hem eşi hem de kendisi emekli olanlar da var. Yani emekli denilince akla direkt en düşük maaşı alan, kirada oturan, hic bir şeyi olmayan kişi gelmemeli.


2026 yılının ilk ayi itibariyle açlık sınırı 30 binin biraz üzerinde. Yoksulluk sınırı ise 100 bine yakın bir meblağ. Asgari ücret ise 28 bin lira. Gerçi ülkede hâlinden memnun olan da pek yok. Emekli ve asgari ücret gibi düşük ücretlerle çalışmaları bir kenara koyarsak kimse hâlinden pek memnun değil. 100 bin kazanan da 300 bin kazanan da memnun değil. Yüz bin civarı maaşı olan kişiye soruyorsun, 'aslında en az 140 bin kazanmalıyız' diyor. 200 kaznana soruyorsun o da benzer şeyler söylüyor. Neyse devam edelim.


Ülkede çalışanların yarısı asgari ücret ve biraz fazlası ücretle çalışmakta. Açık kaynaklardan görülebildiği kadarıyla ülkede istihdam edilen kişi sayısı 35 milyonun altında. Bu da demek oluyor ki 12-13 milyon çalışan ve 17 milyona yakın emeklinin de çok büyük bir bölümünün açlık sınırı altında maaş aldığını düşünürsek, Kabaca 30 milyona yakın insan açlık sınırı altı ya da civarı bir kazanç elde ediyor. Ama tekrar etmekte fayda var. Bu insanların hiç bir şeyi yok. Hepsi kirada oturuyor, hiç bir yan gelirleri yok gibi düşünmemek gerekir. 


Bu şekilde günümüzü eleştirenlerin verdiği örnekler hep gelir AKP öncesi emeklilik sistemine dayanır. Önceden en düşük emekli aylığı asgari ücretten fazlaydı, derler. Şöyle zamanda geriye gidersek, şu bitmeyen meşhur 2002 yılına. Bu yılda en düşük asgari ücret 184(2. yarı) lirayken, en düşük emekli maaşı 216 lira gözükmekte. Hâliyle bir çok kişi de şu an emekli maaşının buna benzer oranda olmasını istemekte. Bu da günümüzde 33 bin gibi bir rakama işaret etmekte. Hâliyle ödenen primlere göre de bu rakam yükselmekte.. Herkes zamanda bu şekilde geriye gider ve işine gelen örnekleri verir. Emeklilerin ücretlerininin az olması konusunda hemfikir olmakla beraber asıl işaret etmek istediğim mesele, prim meselesi. En düşük emekli maaşı biraz yükselince, kendisi bu durumdan yararlanamayan emekliler, ' bu haksızlık, biz fazla prim yatırdık' derler. Örnekle ilerleyelim. Diyelim ki, en düşük emekli maaşı 17 bindi, 3 bin artarak 20 bin oldu. Gerçek maaşı 19 olan, ' bu haksızlık maaşı 17 olana 3 verdin bana neden 1 veriyorsun, bana da en az 3 verip 22 vermeliydin' diyor. 25 alan da, 'yahu ben en az alandan 8 bin fazla alıyordum, neden bu fark kapanıyor, o zaman bana da 3 bin hatta orantıya göre verip, bana 4 vermelisin' diyen de var. Maaşların az, hatta çok az olduğu konusunda hemfikir olduğumu belirtmiştim. Bundan bağımsız, burada çekememezlik de yok değil. Adam en düşük alanlarla benzer maaş almak istemiyor. Şunu iddia edebilirim: 40 binin altında olan emekli maaşını yarın 40a tamamlayacağız deseler, bu 30-35 bin maaş alanın işine gelir ama 17 bin alan emeklinin kendiyle aynı maaşı almasını istemez. 'En düşük 40 olacaksa benimki 50-55 bin olmalı' der. 


Şimdi ise şu prim meselesine bakalım. Gerçekten çalışanlar ödedikleri primin karşılığını alabiliyorlar mı? Şu anki asgari ücret üzerinden örneklerle ilerleyelim. 


Tutar (TL/ay)

Brüt asgari ücret

33.030

Net ücret (çalışan)

28.075,50

Çalışan SGK + işsizlik primi

~4.954,50

İşveren maliyeti – İmalat (teşvikli)

~39.223

İşveren maliyeti – Diğer (teşvikli)

~40.214

İşveren maliyeti – Teşviksiz

~40.875

Asgari ücretli çalışan, 5 bine yakın prim ödemekte. 7 bin civarı da işvereni çalışan adına prim ödemekte. Toplam 12 bin diyelim. 9000 gün primle emekli oluyorsunuz. Paranın zaman maliyetini ortadan kaldırmak için enflasyonu her yıl sıfır kabul edelim. Yani emekli oluncaya dek aynı maaşı alıp aynı primi yaptıracağız. Tüm mal ve hizmetlerin fiyatları da hep aynı kalacak. 9bin gün çalışıp prim ödedik ve 60 yaşına geldik diyelim. O dediğimiz toplam prim 3.600.000 lira civarında olacaktır. Su an çalışanlara deseler ki: 'senin ve senin adına işverenin ödediği primi sana verelim ama emekli olmayacaksın.' Sizce çalışanlar bunu kabul eder mi? 28 bin yerine 40-42 bin gibi bir ücret alacaklar. Muhtemelen bir çok kişi, 'aman ileride sağ mıyız, ölü müyüz' deyip primlerin maaşa eklenmesini isterler. Muhtemelen bir çok kişi de gelecek için yatırım yapmak yerine o parayı yemeyi tercih eder. Hatta kredi çekip daha fazlasını da harcayanlar olur. Burada tekrar belirtmeliyim ki maaşların yeterli olduğunu savunmuyorum. Günümüzde 40-42 bin bir maaş bizi ihya etmez, sadece 28 bine göre daha iyi bir para.


Yukarıda çalıştığımız süre boyunca ödediğimiz toplam primi 3 milyon 600 bin hesaplamıştık. Unutmayalım, enflasyon sıfır. Şimdi bu ödediğimiz primleri ay ay maaş olarak geri alacağız. Varsayalım ki 20 yıl yaşayacağız. Bunu da aya bölereksek 15 bin gibi bir tutar çıkmakta. Peki emeklilere soruyorum ödediğiniz/ödenen prime göre aldığınız maaş az mı? Ülkemizde yaşam ömrü 80 yıla dayanmış gözükmekte. Kaldı ki 90 yaşınıza kadar yaşasanızda maaşınızı almaya devam edeceksiniz. Emekli birey öldüğünde o maaş biraz düşerek eşe bağlanır. Evlenmeyen kızı varsa ona bağlanır. Hatta bazı durumlarda, evli kızı varsa o maaşı almak için kağıt üzerinde eşinden boşanıp o maaşı alır.


Kısacası ödenen primlere bakıldığında alınan emekli maaşı az gözükmemekte. Peki çok önceleri nasıl oldu da en düşük kademeden emekli olan asgari ücretliden daha fazla maaş aldı? Çünkü o dönemler sigortalı kişi sayısı düşük ama sigortalı oluş oranı yüksekken emekli olma oranı oldukça düşüktü. Örneğin her yıl sisteme 100 kişi giriyorsa 10 kişi emekli oluyordu ve haliyle sistem buna izin veriyordu. Bundandır ki 40-45 yaşlarında 4-4.500 prim günleriyle emekli olunabiliyordu. Şimdi ise durum çok farklı. Umarım herkesin daha adil paylaşım yapacağı bir sistem inşaa edilebilir... 


Turan İnal




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol, Spor, Taraftar

Gurbetçilik