Sevgi

Sahip olduğumuz en güzel duygulardan bir tanesi de sevgidir. İnsanlardan duyguları aldığınızda geriye pek bir şey kalmayacaktır. Duyguların kontrol edilmesi gerektiğini savunanlar da vardır ki, bu aslında duyguları bastırmaktır. Duyguları bastırmanın da ileride başka problemlere yol açacağını biliyoruz.. 


Sevgi sadece insanlara ait bir duygu değildir. Hayvanlar da güdülerin yanında duygulara sahiptirler. Bir köpek kendisini seven biriyle, kendisine vuran birini kolaylıkla ayırt eder. Kendisine yemek veren, güzel sözler söyleyen, dokunup, başını okşayan birisine sokulup tüm sevecenliğini, sevgisini gösterir. Kendisine bağıran, kızan, vuran birinden ise kaçıp uzaklaşır, bazen de hırlayıp, havlayabilir. Bu tür yaklaşımı bir çok hayvanda görebilirsiniz.


Biz, sevginin daha çok insanlarda nasıl oluştuğunu inceleyeceğiz. Sevgi duygusu, beynimizde bir takım sinirsel ağların çalışmasını, bir takım kimyasalların salgılanmasını sağlar. Daha doğrusu bu kimyasal oluşumlar sonucunda biz bu hisleri duyumsarız. Tabii bu işin biyoljik boyutu. Biyolojik boyutundan ziyade biz nasıl bir duygu olduğuna bakalım. 


Örnekler üzerinden gidelim. Bir insan Cumhurbaşkanı RTE'yi sevebilir ya da önceki ana muhalefet lideri KK'yi sevebilir. Peki bu ne anlama geliyor? Öncelikle burada fikirdaşlık, duygudaşlık söz konusu. Sizin gibi düşünen, benzer şeylere sevinen, benzer olaylara üzülen insanlar kendilerini birbirlerine yakın hissederler. Bu duygu da sevgidir. Aynı takımı tutan insanlar birbirlerine yakınlık hisseder. Aynı partiyi destekleyenler birbirlerine yakınlık hisseder. Aynı dine inananlar birbirilerine yakınlık hisseder. 


Aynı dine mensup insanlar her zaman birbirlerine yakınlık hisseder mi? Elbette hayır. Bir grup düşünelim. Bu grupta birkaç kişinin müslüman olduğunu, diğerlerinin gayrimüslim olduğunu düşünelim. Burada müslümanlar mezheplerine vs bakmadan birbirlerine yakınlık göstereceklerdir. Bir bakıma sevgi yakınlık göstermektir de diyebiliriz. Çünkü mezhebi ne olursa olsun sonuçta hepsi birbirlerine, gayrimüslim olanlardan daha yakınlardır. Peki bu grubun tamamı müslüman olsaydı durumlar nasıl olurdu? Hepsi müslüman olan toplulukta gruplar kendilerine yakın olan kişilere yakınlık göstereceklerdir. Kur'an'cılar, sünniler, şiiler vs. gruplar oluşacaktır. Elbette insanların yakınlık göstermelerinin tek sebebi inançları olamaz. Bu, bir çok etmenden sadece bir tanesidir.


Mesela bir çok müslüman lider varken RTE'ye daha fazla sevgi beslenmektedir? Bu noktada inanç dışı etmenler de etkilidir. İnanç noktasında RTE'den tamamen farklı bir noktada olan birisi RTE destekçisi olabiliyor. Örneğin dış siyasette iyi olduğunu düşünüyor, ekonomik anlamda yaptıklarını doğru buluyor, hâliyle işini iyi yaptığı için sevgi besleyebiliyor.


Tabii ki bizler sadece siyaset, sanat, edebiyat, eğlence alanındaki meşhur insanlara karşı sevgi beslemiyor, gündelik hayatımızda hemen yanı başımızda bulunan indanlara da sevgi besliyoruz, aile bireylerine ve akrabalarımıza karşı da sevgi besliyoruz ya da tam tersi nefret duygusu da kendini gösterebiliyor. Yakınlarınızdaki insanlarla karşı sevgi-nefret ilişkisi nasıl oluşuyor ona bakalım:


Tanınmış kişilere duyduğumuz yakınlık sebepleri civarimızdaki insanlar için de geçerli sebepler ama etrafımızdaki insanlarla çok daha derin ilişkiler yaşadığımız için, onlara karşı sevgi hissini etkileyen daha fazla sebep var. Birisinin bize tebessüm etmesi, güler yüz göstermesi, halimizi sorması bile o kişiyi sevmemize etki eder. Bize bir iyilik yaparsa, yardım ederse, bizi düşünürse, değerli hissettirecek bir şeyler yaparsa o kişiyi severiz.


Tekrar etmekte fayda var: duygularımızı etkileyen bir çok faktör var. Onun için kabaca bize her gülümseyen, yardım eden insana sevgi besliyor olmayacağız. Aslında zihnimizde her kişiye karşı bir eşit kollu terazi var. Kendimizdeki iyi, kötü, yardımsever, dürüst gibi kavramlar neyse, kişilerin yaptığı, düşündüğü her ne varsa, zihnimizde o kişiye ait olan terazinin içerisine atıyoruz. Eğer olumlu taraf ağır basarsa o kişiye karşı sevgi duygusu oluşuyor, tersi durumda ise hoşlanmama duygusuyla karşılaşıyoruz. Aslında buraya kadar itiraz edilecek pek bir şey söylemedim. Bir çok insan da bu şekilde düşünecektir. Bundan sonrası ise daha ilginç.


Esasında biz kendimizi severiz. Bir kişi bizim gibi düşündüğü için bize yakın olmuş olur. Bize hediye alan kişiyi hediye aldığı için değil, bize değer verdiği için severiz. Varlığımızı severiz. İşin özünde biz varız. Birisi doğa için insanlık için iyi bir şey yaptığında esasında bize de faydası olacağı için, yani kendimizi sevdiğimiz için o kişiyi sevdiğimizi düşünürüz. Sevgi duygusunun oluşmasında işin öznesi kişinin kendisidir. Olumlu ve olumsuz duygunun temelinde çıkar söz konusudur. Bir işten çıkarımız varsa severiz. Çıkarımız yoksa sevmeyiz. 


Şimdi biz çıkarcı mıyız? Elbette çıkarcıyız. Şöyle açıklayalım: şimdi bir meslek grubu düşünelim. Bu öğretmenler olsun. Öğretmenlerin maaşları iki katına çıkarılsa diğer çalışanlara çok daha az bir zam yapılsa, öğretmenlerden üzülen ya da kızan olur mu? Bir çoğu ziyadesiyle mutlu olacaklardır. Çünkü onlara daha fazla değer verildi. Bir kısmı, 'Diğerleri de, aslında onlar da hak ediyorlar', gibi yarım ağız bir haksızlığın olduğunu söyleyecekler ama kendilerine gelen zamdan hoşnut olacaklardır. Bu gibi durumlarda sosyo ekonomik dengenin bozulmaması gerektiğini akılları söylese de duyguları pozitif ayrımcılıktan dolayı hoşnut olacaktır. Şimdiye kadar aldığı maaşı çok bulan biriyle karşılaştınız mı? Muhtemelen hayır. Çok iyi maaş alanlar kendilerinden çok daha düşük ücretle çalışanlarla karşılaştığında, farz edelim ki o kişinin işi de gerçekten ağır olsun. Yüksek ücretle çalışan: 'senin çalıştığım ücretten daha fazla alman gerekir' der. 'Benim senin kadar az almam gerekir' demez. Üstelik 'senin daha fazla kazanman gerekir' derken de kendisinden daha fazla kazanmasını da istemez. 


Peki insanların bu şekilde düşünmesi, davranması, duygulanım sergilemesi doğru mu, doğal mı? Elbette bu doğaya uygun. Çünkü hayatta kalma ve neslin devamı için güçlü olmak, diğerlerinden daha güçlü olmak gerekir. Yalnız bu güdünün biraz törpülenmesi gerekiyor. Biz insanlar sosyal varlıklarız. Kolektif bir şekilde yaşamayı ne derece iyi becerirsek, birey olarak daha kazançlı çıkacağımız ortada.


Turan inal








 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol, Spor, Taraftar

Emeklilik ve Emekli Maaşları

Gurbetçilik