Başıboş Sokak Köpekleri

Köpekler, o sevimli gözleri parıl parıl parlayan, bir lokma ekmek verdiğinizde yalanıp size duyduğu minnet duygusuyla tatlı sesler çıkaran canlılar.. Yüzyıllardır sadık dostlarımız olan canlılar. Filmlere konu olan, bakıcılık yapan, sahibini koruyan, bize yoldaş, arkadaş olan canlılar..Bireysel tecrübeleri yazacak olsak, ciltler dolusu duygu dolu anılardan bahsedebiliriz.


Gelelim olumsuz tecrübelere.. İnanıyorum ki köpeklerle ilgili olumsuz tecrübelerimiz çok daha azdır. Bununla ilgili bilgim yok. Yanılıyor da olabilirim. İnsanlara saldıran, kalıcı hasar veren, kuduz bulaştıran, ölümüne sebebiyet veren, trafikte kazalara yol açan onbinlerce örneğe de rastlamak mümkündür.


Yüzyıllardır beraber yaşayıp faydalandığımız, dost olarak gördüğümüz canlılara karşı yaklaşımımız olumlu olma eğilimindedir. O yüzden köpeklerin zararlı olduğu durumları görmezden gelme davranışımız da normal sayılabilir.


Peki bizim köpeklerle ilişkimiz nasıl başlamış olabilir? Ataları kurtlar olan köpekler zamanla insanlar tarafından ehlileştirilip güvenlik vb amaçlarla kullanılmaya başlanmışlardır. Bazıları avcılık, bazıları sürüsüne koruma, bazıları evine-arazisine göz kulak olsun diye, bazıları kızaklarını çeksin diye köpeklerden fayda sağlamışlardır.


Zaman içerisinde yerleşik hayat farklılaşma başlamış. Bir yandan nüfus artmış, bir yandan sanayi gelişmeye başlamış. Bununla beraber daha büyük şehirler inşa edilmeye başlanmış. Kırsalda nüfus azalırken şehirlerde nüfus artmaya basmıştır. Geçimlik tarım ve hayvancılık yerini modern çiftliklere bırakmaya başlamış. Bu yüzden zamanında büyük fayda sağladığımız en sadık dostlarımız köpeklere ihtiyaç da azalmıştır.


Artık merada yayılmak yerine, ahırda yemle beslenen besi hayvanlarının korunması için köpeklere ihtiyaç kalmamış ya da çok az köpek bu ihtiyacı karşılamak için yeterlidir. Arazi araçlarının kullanımının yaygınlaşmasıyla artık kızak çeken köpeklere ihtiyaç kalmamıştır. Bütün bu gelişmeler doğrultusunda köpeklerin kullanıldığı sahalar tamamen bitmemiştir. Eskiden çiftlikte kullanılan köpekler bu defa da fabrika, villa gibi daha büyük yapılarda yine güvenlik amacıyla kullanılabiliyor. Gerçi gelişen teknoloji ile buna çok ihtiyaç olmasa da eskiden beri var olan alışkanlıkları terk etmek kolay olmuyor. Köpeklere yüklediğimiz misyonla ilgili bir durum.


Köpeklerle yüzyıllardır kurulan bağı kırmak elbette kolay değil. Zaten biz insanlar canlı olan varlıklara karşı doğal olarak sempati de duymaktayız. Sempati duyma noktasını bir kenera bırakalım. Yüzyıllar içerisinde yüzlerce farkı ırk köpek ortaya çıkmıştır. Bazıları doğal seçilimle, bazıları insan eliyle üretilmiştir. Gereklilik durumuna göre; hızlı, güçlü, sezgisi iyi olan, iyi koku alan vs şekilde köpekler kullanılmıştır. Sürü bekleyecek köpeklerin güçlü, avcılıkta sezgisi yüksek, kızak çekenlerin hızlı ve dayanıklı olmaları gerekir. 


Köpeklerle yüzyıllardır kurduğumuz bu ilişki sayesinde onlara çok ihtiyacımız olmasa bile alışkanlık ya da modanın getirdiği sebeplerle köpeklerle ilişkimiz devam etmektedir. Şehirlerde apartman dairesinde yaşayan, hiçbir güvenlik beklentisi olmayan kişiler köpek, kedi gibi evcil hayvanlar beslemektedir. İnsanların evcil hayvan beslemesinin sebepleri ise başka bir yazının konusu. İlk başlarda çok farklı sebeplerden ötürü köpek bulundurma ihtiyacı, günümüzde bize dost olsun, arkadaş olsun şeklinde değişmistir.


İçerisinde yaşadığımız şehirleri dizayn edereken, kendinize göre planladık. İnsanların rahat ve güvenli bir şekilde yaşayabileceği şekilde tasarladık. Oturduğumuz evler apartman daireleri, çelik kapılar ve demir ferforjelerle korunur durumda. Geniş bahçeli villalarda oturan sayısı oldukça az. Bu yüzden güvenlik vb sebeplerden ziyade evde bize dost olsun diye köpek besleyebiliyoruz. Evde beslenen köpekler de kangal, malaklı, doberman gibi koca cüsseli köpekler yerine daha minyon köpek türleri. Hatta dalga geçer gibi ismine de süs köpeği denilmekte. Yani "işe yaramaz, süs için" gibi bir şey. 


Kırsal alanların şehirleşmesi ya da yeni şehirlerin inşa edilmesiyle birlikte, ihtiyacımızı karşılayan köpekler sahipsiz kalıp üreyip çoğalmaya devam etmiştir. İnsanların olduğu yerlerde çöplerden ya da onlara acıyıp besleyen insanlar sayesinde şehirlerde yaşamaya adapte olmuşlardır. Ve artık bu köpeklerin genel adı da sokak köpeğidir. Sokaklarda çöpleri karıştırıp sağa sola saçma, ya da plastik kaplarda sağda solda mama, su görüntüleri artık alışık olduğumuz görüntüler haline gelmiştir. Sokakta beslenen, sokağa pisleyen köpeklerin sayısı giderek de artmıştır. 


Sokaklarda insanlara çok yakın yaşayan bu köpeklerin sahipli köpeklere nazaran daha uysal olduğu da ortadadır ama buna rağmen hiç sorun yaşanmayacağını hep uysal davranacakları sonucuna da ulaşamayız. Her ne kadar uysal olsalar da vahşi bir yanları var, güdüleri var. Bu yüzden sokaklarda yaşamaları risk barındırmaktadır. Sayılarının giderek artması, besin bulamayıp aç kalmaları durumda ise bu risk artmaktadır. Kaldı ki medyada bunla ilgili tonla haber yer almakta.  


Gün içersinde, insan ve taşıt yoğunluğunun fazla olduğu anlarda köpekleri muhtemelen fazla umursamıyorsunuz. Kimsenin olmadığı bir sokakta bir kaç köpekle karşılaştığımızda ise muhtemelen tedirgin oluyorsunuzdur. İnsan yoğunluğun olmadığı gece saatlerinde ise tedirginlik korkuya dönüyordur. Köpekler için ise durum tam tersi. Gün içerisinde insanlar daha yoğunken genelde pasif haldedirler ve genelde yatarlar. Doğaları gereği gece daha hareketlidirler. 


Şunu bir düşünün: gece sokakta ilerliyorsunuz. Hava karanlık, sokak lambaları yeterince aydınlatma sağlamıyor. 3-5 köpek sürü oluşturmuş. Doğaları gereği gün içindeki gibi pasif ve uyuşuk değil koşturma halindeler ve aranıyorlar. Her şey köpeklerin lehine, insanın ise aleyhine gibi duruyor. Havanın karanlık olması, etrafta insan olmaması, doğaları gereği aktif halde bulunan köpek sürüsü.. Bu durum insan için korkutucu ve oldukça risklidir. 


Toplumda, uygulamaya konması düşünülen yasayla ilgili kabaca iki görüş yer almakta. Birisi: onlar da canlı ve yaşamaya hakları var. İkincisi ise: sokakta başıboş köpek istemiyorum. 


Yukarıda yazdıklarımdan şu sonuçlar çıkarılabilir:

1. Şehirler insanlar için tasarlanmıştır.

2. Köpeklere zaruri ihtiyacımız artık yoktur 

3. Yanlız kalmama, dost edinme gibi ihtiyaçlardan evde köpek bakılabilir.

4. Köpekler şehirlere adapte olmuşlardır ve genellikle de uysal davranmaktadırlar. (Gündüzleri)

5. Köpekler doğaları gereği risk barındırmaktadır. Sayıları artınca risk oranı çok daha fazla artmaktadır.

6. Çöp karıştırma, kap-kacak, dışkı, kıl-tüy durumları hem görüntü kirliliğine neden olmakta, hem insan sağlığı için tehdittir. 

7. Köpekler sayıları arttığında ve aç kaldıklarında saldırgan davranabilirler.

8. Geceleyin, ıssız yerler, ıssız saatler insanlar için büyük riskler oluşturabilir.


Kısacası, başıboş köpeklerin varlığı sorundur. Sayılarının artması ise daha büyük sorundur. Sorunun nasıl çözüleceği ayrı bir konu ama öncelikle bu durumun bir sorun olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.


Turan İnal 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol, Spor, Taraftar

Emeklilik ve Emekli Maaşları

Gurbetçilik