Nasıl Bir Tanrı?
Önceki yazımda " Tanrı'nın Zorunlu Varlığı" başlıklı bir yazı yazmıştım. Adaletin bu dünyada tam manasıyla uygulanamayacağını, uygulanabilir bir durumda ise herkesi aynı oranda tatmin etmeyeceği sonucuna varmıştım. Teistlerin, bundan dolayıdır ki "Tanrı zaten zorunlu olarak var olmalıdır" fikrini destekler örnekler sunmuştum. Bu yazı onun devamı niteliğinde olacak.
Bu dünyada adaleti tam olarak tesis edemiyoruz. Öyleyse Tanrı olmalı ve kıyametten sonra hesaba çekip zerre miktarınca hakkımız zayi olmamalı. Hatta Kur'an'da da bununla ilgili mesajlar yer alır. Vicdanımız da buradaki, bu dünyadaki haksızlıkları kabul etmiyor. Mutkaka adaletin tam manasıyla tesis edilmesini istiyor. Bu dünyada bu olamayacağına göre ahirette mümkün olmalı (!) inancını taşıyoruz.
Peki bu dünyada adaletin tam manasıyla sağlanmasını engelleyen kısıtlılıklar ne? Bunlardan bir tanesi sınırlı ömrümüzün olması. Diyelim ki birisi bir suç işledi ve o suçun karşılığında 200 yıl hapis yatacak. Ancak bu cezayı çekerse gönlümüz tatmin olacak. Ama insan ömrü 200 yıl değil. Belki de suçu işleyen kişinin bir kaç yıllık ömrü kaldı.
Diğer sorun kısası yapamıyor oluşumuz. Kısas sonucu gönlümüz, adaletin tam olarak sağlanması konusunda tatmin olacak diyelim. Bu bizim ön kabulümüz olsun. Kaldı ki kısas sonucunda bile adalet tecelli etmeyebilir. Ön kabule göre devam edelim. Diyelim ki birisi bizim ağacımızı kesti. Kısasa göre onun da ağacını kesersek adil olacak ama o adamın ağacı yoksa, ona gereken ceza verilemeyecek.
Başka bir sorun ise sınırlı mal varlığı, para vs. Birisinin işlediği suçun karşılığı 100 lira olsun. 100 lirası yok ise adaleti sağlayamayacağız. Peki sınırsız malımız, paramız olsa bu sorunu çözebilir miyiz? Elbette evet. 100 lira cezası olan yüz lirayı ödeyebilir.. 1 milyon dolar cezası olsa yine ödeyebilir. Bu duruma şu açıdan da bakabiliriz. Paramız sınırlı ama sınırsız borç alabiliyoruz. Bin liramız var diyelim. 100 liralık cezayı ödeyebiliriz. Sonrasında 2 bin liralık ceza geldi diyelim. Bu defa eksik kısmı borç alıp ödeyebiliriz.
Konuyu örneklerle daha anlaşılır hâle getirelim. Birisi bizim tavuğumuzu aldı, çaldı diyelim. Bize bir tavuk verirse tavuk sayımız aynı olur. Tavuğa karşı tavuk kısası yapmış olduk. Adaleti sağlamış olduk diyelim.
Birisi bahçemize girdi ve bizim meyve ağacımızı kesti diyelim. Kısas uygulamamızın bize hiç bir faydası olmayacak. Hatta onun iki meyve ağacını kessek bile meyve ağacımızı geri getirmeyecek. Bu durumda şöyle bir sistem geliştirmişiz. O meyve ağacından kazanacağımız meyvelerin maddi karşılığı olarak bize ceza ödeyecek diyelim. Cezayı ödeyebilirse adaleti sağlamış olacağız. Ya parası yoksa? Bu durumda hapis yatacak ve cezasını çekecek. Bunun bize bir faydası olmayacak, ağacımızı da geri getirmeyecek. Ama yaptığının bedelini ödemeli. Hatta bizim zararımızı karşılayamadığı için suçunun cezasını fazlasıyla çekmeli. Bizim bir ağacımıza zarar verdiyse, birkaç ağaç bedeli kadar ceza almalı. Diyelim ki bu adam 10 yıl hapis yatacak ve adalet sağlanacak olsun. Ya bu adam 2 yıl sonra hayatını kaybedecek olursa!
Gelin yukarıda saydığımız kısıtlamaları kaldıralım ve bu örneğe uygulayalım. Birisi sizin tavuğumuza zarar verdiyse, maddi anlamda bir kısıtı olmadığı için tavuk alıp size verecektir.
Birisi sizin ağacınızı kestiyse, size ağacı veremese bile maddi kısıtı olmadığı için, bedelini ödeyecek. Çok fazla zarar verdiyse sınırsız borç alabildiği için, bu şekilde cezasını ödeyecek. Yaptığı zararlar parayla pulla telafi edilemeyecek durumlarda ise hapis yatacak. İşlediği suç beş yıllık hapis gerektiriyorsa, beş yıl hapis yatacak. İşlediği suçun bedeli bin yıl hapis yatacak olsun. Sınırlı hayat kısıtını kaldırırsak, bu cezayı da uygulayabiliriz. Daha ağır bir suç işlemesi durumunda sonsuz hapis yatacak. Daha da ağır bir suçtan ceza alırsa, berbat şartlarda sonsuz hapis yatacak.
Yukarıda anlattığım örneklerde, hep olumsuzlukları giderme noktasında adaleti sağlamak adına yapılabilecek uygulamalardan bahsettim. Elbette yapılan olumlu iyi davranışların karşılığı da ödüllerdir. Adil olan yaklaşım da yapılan iyi hareklerin karşılığında ödül vermektir. Hatta çok fazla iyilik yaparsanız, sonsuz güzellikler içerisinde yaşama ödülünü alacaksınız.
Bu dünyada adaleti sağlayamama konusundaki kısıtlılıkları kaldırdığımızda, burası nasıl bir yer olur? Bu yaşam size neyi hatırlatıyor? CEHENNEM ve CENNET. Diğer tarafta işler nasıl işleyecek bir bakalım.
Bu dünyada yaptığınız iyilik ve kötülükleriniz kaydedilecek. Sevap ve günah hanelerimize yazılacak. İyiler cennete, kötüler cehenneme gidecek. Farklı görüşler olmakla beraber, insanlar bunlardan sadece birisine gidecek denilen görüş vardır. Yani sevap ve günahlar tartılacak sevaplar ağır basarsa cennete, günahlar ağır basarsa cehenneme gidilecek. İkinci görüşe göre, günahların bedeli cehennem de çekildikten sonra cennete gidilecek görüşü vardır. Yalnız affedilmez suçlar varsa sonsuz azap göreceği cehenneme gidecek.
Hayatımızdaki maddi kısıtlılıkları aşamıyoruz. Çünkü bu dünya maddeden oluşuyor, o da sınırlı sayıda var. Zaman var ama sınırı var. Bunları aşabilirsek cennet ve cehennemi burda uygulayamaz mıyız? Buradaki örneği diğer aleme uygulayalım.. Adam sizin tavuğunuzu kestiyse bedelini sevaplarından ödeyecek. Sizin ağacınızı kestiyse onu da ödeyecek. Sevabı kalmadı mı, diyelim. Ona borç yazılacak ve hak sahibine verilecek. Suç işleyen cezasını cehennemde yatarak(yanarak) geçirecek. Buna benzer çok sayıda suçu mu var? Onları da cehennemde yatarak geçirilecek. Ne de olsa ömrü sonsuz. Telafisi mümkün olmayan suçu mu var? Sonsuza kadar yatacak. Çok daha ağır suçları mı var? Cehennemin daha kötü koğuşlarında yatacak. Şirk içinde mi? En kötü yerinde yanması yetmiyormuş gibi derisi yenilenip yenilenip yanmaya devam edecek.
Turan İnal
Yorumlar
Yorum Gönder