Acziyet ve Sınırsız Güç

 İnsan çevresindeki canlılara nazaran çok güçlü bir canlıdır. Belki de bu, benim hüsnükuruntumdur. Aslında anlatmak istediğim şu: çevremizdeki bir çok canlı varlıktan sadece bir tanesiyiz. Börtü böcekten tutup, mikro düzeydeki canlılara kadar her birinin farklı farklı meziyetleri var. Bitkilerden, devasa ağaçlara; kısa süreli yaşayan bitkilerden, bir asır çıkarabilecek ağaçlara kadar canlılık var. Her birinin farklı bir üstünlüğü var. Denizde yaşayan dev balinalardan tutun, mikro canlılara kadar her biri yaşam koşullarına adapte olmuş ve hayattalar. Evrimsel süreçte ise, şu an var olan canlıların binlerce katı yok olmuş. Hayatta kalan canlılar ise farklılaşmaya devam ediyor. Bazı canlıların nesli tükenirken, adaptasyonu sağlayanlar hayatlarına devam ediyorlar. 


Bizi üstün kılan yanımız ise, beynimizi diğer canlılardan çok daha iyi kullanıyor olmamız. Bu sayede günümüzdeki medeniyeti inşa edebilmişiz. Bir çita kadar hızlı değiliz ama icat edebildiğimiz araçlar sayesinde onlardan daha hızlıyız. Bir kartaldan daha yükseğe çıkabiliyor, bir deniz canlısından daha derine inebiliyoruz. Kısacası bu dünyaya hükmeden bir türüz. Binlerce, onbinlerce yıl sonra ne durumda olacağımızı kestirmek zor. İnsan türünü, dünyayı çok kötü kullanıp yok da edebiliriz. Dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirip varlığımızı sürdürebiliriz de. Elimizde olan ve olmayan sebeplerden dolayı evrileceğimiz gerçeği ise çok net. 


Günümüze dönecek olursak, bu kadar güçlü olmamıza rağmen büyük bir acziyet içerisinde olduğumuz da biliyoruz. Bu acizlik insanlığın var olmaya başladığı dönemlerde daha fazlayken günümüzde ise tamamen giderilmiş durumda değil. Hatta giderilmenin çok uzağında. Çok önceleri vahşi hayvanları zaptetme, güvenli yaşam alanları noktasında zayıf durumdayken, şimdilerde ise daha güvenli hatta daha konforlu yaşam alanları oluşturmuş durumdayız. Kısacası doğayı giderek kontrol altına alıyoruz. 


Doğayı belli başlı konularda kontrol altına alıp, doğal unsurdan daha az etkilensek de, doğayı ya da dünyayı tamamen kontrol altına almak şu anlık imkansız. Belki de hiç başarılamayacak bir konu. Depremleri engelleme şansınız yok ama etkilerini bilimsel alanda ilerledikçe azaltabiliyoruz. Ölümü engelleyemesek de bilimdeki gelişmeler doğrultusunda birçok hastalığı çare bulabiliyoruz. Şunu da parantez içinde belirtmek gerekir: Bir çok hastalığa yol açan girişimler de yine bizim yüzümüzden.


Netice itibariyle şunu söyleyebiliriz: İnsan türü var olduğundan beri ilerlemeye devam etmiş. Zaman zaman duraksamış olsa da, belli zamanlar elde olmayan nedenlerle gerilemiş olsa da ilerlemesini sürdürmüş. Görünen o ki gelişimimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Dünyayı, doğayı ve öngörülemeyen bir çok şeyi, ileride daha fazla kontrol edebilir hale geleceğiz. Kısacası daha güçlü olacağız. Bu güç bizi yok da edebilir, orası ayrı konu. 


İnsanın gelişim sürecindeki nihai amacı ise sınırsız güç, sonsuzluk, ölümsüzlük vb olgulardır. Bu hedefleri gerçekleştirebilir miyiz, bilinemez. Sonuç itibariyle, yüzyıllar öncesine göre bilimsel ve teknolojik anlamda çok ilerideyiz ama halen daha büyük bir acziyet içerisindeyiz.


Yukarıda anlattığım sonsuz güç ve acziyet anlayışı bizi farklı düşüncelere, buluşlara sevk etmiş olabilir mi? Madem biz aciziz, aciz olmayan bir şey olmalı. Madem biz sınırlı güce sahibiz, her şeye gücü yeten bir güç olmalı. Madem bizim, evrenin bile sonlu bir hayatımız var, sonsuz hayat sahibi biri olmalı. 


Turan İnal



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol, Spor, Taraftar

Emeklilik ve Emekli Maaşları

Gurbetçilik