Savaş, Çocuklar Ölmesin!
Savaş nedir, neden yapılır?
Şöyle bir düşününce 'kendi türü arasında savaşan hayvanlar var mı' diye. Evet var. Birbirlerine karşı acımasızca davranabiliyorlar. Belli bir kural yok, karşı tarafı etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. Farklı hayvan türleri arasında da mücadele oluyor. Sırtlan sürüsüyle, daha az sayıda aslan dövüşüyor. Ciddi yaralanmalar, ölümler olabiliyor. Av, avcı mücadeleleri de olabiliyor. Çoğunlukla avcı taraf av olanları kovalıyor. Nadir durumlarda ise av olan cüsseli hayvanlar avcılara saldırabiliyor. Hatta avcıların inlerine denk geldiğinde yavruları acımasızca öldürebiliyorlar. Gelecekteki muhtemelen düşmanlarını yok etmek, kendilerinin hayatta kalma şansını artırıyor...
Gelelim bize, insanlara. İnsan mıyız hakikaten?
Kendimizi çeşitli ırklara, milletlere vs ayırmışız. Diğer milletlere, ülkelere üstünlük kurma mücadelesine girişmişiz. Üzerinde uzunca konuşulacak bir konu olmasına rağmen savaş özelinden devam edelim. Yüzlerce sebepten dolayı bu milletler birbirlerine düşman ediliyor. "Filler tepişir, karıncalar ezilir" diye güzel bir söz vardır. Aslına bakarsanız milletler birbirine temelinde düşman değilken, yine onlarca sebepten ötürü birbirine karşı kinle, nefretle doldurulurlar. Bu kutuplaştırma ile kendi grubunu birarada tutarken diğer tarafı da öcü gösterir.
Kendimize soralım, bakalım; canı yanan, yere düşmüş kıvranan, yaralanmış bir canlı gördüğünüzde ne hissedersiniz? Bırakın bir insanı kedi, köpek, kuş gördüğümüzde bile merhamet ederiz. Ama bize düşmanlaştırılan biri olduğunda merhametli olmayı geçelim, bundan mutlu olanlar bile olabilir. Düşüncelerimiz mi zehirli yoksa o kişi ya da kişiler insan mı değil? Bir futbol karşılaşmasında bile takımına karşı iyi oynayan oyuncuya karşı, "vur kır ayağını" diye başlayıp küfürlerle devam eden taraftarlar gördüm maalesef.
Savaşın ne denli sevimsiz, can yakan vahşet olduğunu elbette tecrübe edenler çok daha iyi bilirler. Evini, eşini, çocuğunu, yurdunu kaybedenlerin hislerini anlamak mümkün değildir. Yüzlerindeki ızdıraptan ne denli acı çektikleri hakkında çıkarımlarda bulunabiliriz sadece.
Globalleşen dünyada artık her yere, her bilgiye çabucak ulaşılabilmekteyiz. Sosyal medya araçları aracılığıyla elden ele yayılan bilgi ve görüntüler yürekleri daha da dağlamakta. İşin içene biraz da acitasyan katılıp dramatize edildiğinde daha fazla duygusal tepkiler veriliyor. Sosyal medyadan gösterilen tepkiler saman alevi gibi. Sadece duyguların dile getirildiği ama neredeyse hiç bir işe yaramayan tepkiler. Taraf olduğumuz kesim; haksızlığa uğrarken, canı yanarken, katledilirken; bunu büyük bir hışımla dile getirenler, veryansın edenler diğer taraftan günlük rutinlerine devam ediyorlar. Bir yerlerde insanlar ölüyor diye yemeden içmeden kesilenler var mı? Çocuğun parmağı kanasa daha fazla üzülür belki de. Bunlar bir bakıma doğal duygular ve tepkiler. Çok daha fazla psikolojik yanı olmakla beraber konumuza devam edelim.
Yakın zamanda Ukrayna, Rusya savaşı patlak verdi. Şimdi de Filistin, İsrail savaşı. Savaş demek çok mu doğru bilemiyorum. Daha güçlü olanların diğerlerine saldırısı demek daha mı doğru olur acaba? Şu an Filistin'e yananlar, acı çekenler Ukrayna halkı için de aynı şeyleri hissetti mi? Muhtemelen hayır. "Ukraynalı kadınlar gelir, oh ne güzel" diye goygoy yapanlar bile vardı. Filistin'e daha fazla yandık. Çünkü bize Filistin'in dindaşımız olduğu öğretildi . Onları dindaş diye öğretiler diğer tarafı da düşman diye. Hâliyle tecavüze uğrayan iki milletten birine daha taraf olduk. Filistinle bir bağı olmadığını düşünenler, onların kendi eliyle bu duruma düştüğünü, vakti zamanında bize hainlik ettiği şeklinde öğretiyi benimseyenlerin ise acısı daha az.
"Çocuklar ölmesin" konusu da bir hayli dramatize edilen konulardan. Çocukların masum oldukları konusunda hemfikiriz. Peki büyükler masum değil mi? Onların bir canı, bir hayali, bir ailesi, sevdiği şeyler yok mu? Onları öldürmekte bir beis yok mu? Tabii ya insanları millet haline getirmiştik, milleti, vatanı savunmak için canını bile vermek gerekir. Şunu da unutmayalım: ülkesi için garip gurebanın evlatları savaşmalı. Zenginlerin çocukları eğitim alsın, eğlensin, gezsin tozsun ki, sonra ülkeyi kalkındıran, iş veren vs kişiler olacaklar!
Savaşın sebepleri konusunda devletler haklı ya da haksız bunu bir kenara koyalım. Yukarıda da hayvanlar üzerinden benzetme yapmıştım. Karşı taraf sizin düşmanınız ise onu yok etmeniz gerekir. Kural felan yok. Bugun düşman saydığınız toplumun çocukları büyüdüğü zaman onlarda size dost değil düşman olacaklardır. Tarihte bunun örneği çoktur. En ünlülerinden biri de Timur'dur. Yakmış, yıkmış, katletmiştir. Zaman içerisinde sivil halka, sağlık, eğitim binalarına dokunmama gibi kararlar alınmış. Çünkü artık bir cephede, meydanda göğüs göğüse mücadelenin ötesinde savaş uçakları füzeler, nükleer silahlar geliştirilince sivil halkın zarar görmemesi için çeşitli adımlar atılmış.
Savaş bir spor değildir. Hakkın olduğunu düşündüğünü zor kullanarak almak için yapılır. "Aşkta ve savaşta her şey mübahtır" sözüne istinaden, savaşın amacı kazanmaktır, elde etmektir, üstün gelmektir. Bu yüzden her türlü hile, taktik uygulanabilir. Eskiden kaleleri kuşatıp aç, susuz bırakıp teslim olmalarını sağlarlardı. Şimdi ise şehre su, yiyecek vermiyor elektriklerini kesiyorlar. Şehri saran taraf, "böyle şeyler yapamayız gıda da alsınlar, su da alsınlar" der mi?
İnsanoğlu akıllı bir varlıktır. Kendi ideolojisini gerçekleştirmek için geleceği de düşünür. Gelecekte kendilerine rakip, düşman olacak tarafın çocuklarına zarar vermek istemez mi dersiniz! Tabi bu açıdan bakınca dünyada güçlü olanlar güçsüz olanları tamamen yok ederler. Buna da soykırım diyoruz. Yine devletler biraraya gelmişler ve çeşitli savaş kuralları oluşturmuşlar. Bunu sadece zayıf ülkeleri çok sevdikleri için yapmadılar elbette. A ülkesinin yanında kullanışlı bir B ülkesinin varlığı emperyalist ülkeler açısından son derecede kullanışlı ülkelerdir. Ayrıca kendi milletlerinin can güvenliğini sağlamak da öncelikli amaçlardandır.
Peki dünyada yapılan savaşlar, haksızlıklar biter mi sizce? Adaletin hüküm sürdüğü bir dünya mümkün mü?
Turan İnal
Yorumlar
Yorum Gönder