Seçmen Analizi
14 Mayıs'ta yapılan genel seçim ve başkanlık seçimi sonucunda küçük bir seçmen analizi yapmak istiyorum.
Ülkemizde seçmenleri kabaca 4'e ayırabiliriz.
1. Geleneksel dindar seçmen
2. Milliyetçi seçmen ( Türk milliyetçisi)
3. Atatürkçü seçmen
4. Kürt milliyetçisi seçmen.
Geleneksel dindar seçmen ne demek? Bu kişiler ne düşünür? Geleneksel dindar seçmen dini kaidelere göre yaşamak ister. Bizi yöneten kişi bizden olsun. Alnı secdeye değsin ister. Diğer kişileri yöneticisi olarak istemez. Atatürk'ün dine aykırı davrandığını, dine zarar verdiğini, hocaları astığını vs düşünür. Açık saçık bir giyim tarzını bize dayttığını, sarığa, başörtüsüne savaş açtığını, alkollü bir yaşam tarzını dayattığını düşünürler. O yüzden bu seçmen kitlesi Atatürk'ü sevmez ama bunu her yerde dillendirmez, tepki almak istemez.
Gelelim milliyetçi seçmene. Eğer Kürt milletti olmasa bu kadar şan şöhret edinemeyecek bir ideoloji ve seçmen kitlesi aslında. Yani pkk, Kürt milliyetçisi seçmenler olmasa bu kadar konsolide olamayacak bir kitleden bahsediyoruz. Bu seçmelerin ana gayesi, önceliği, vatanın bölünmez bütünlüğü. Ülkemiz bölünmesin gerisini sonra düşünürüz modundalar.
Atatürkçü seçmen kitlesine gelelim. Atatürkçü seçmen kitlesi, Atatürk'ün sadece bu ülkenin kurucu unsuru olmadığını, ülkeyi milleti gericilikten kurtarıp çağdaşlaştırdığını düşünür. Bilimi, çağdaşlığı, ilericiliği öncelediğini düşünür. Bireysel özgürlükler, ekonomik unsurlar öncelikleridir. Çok belli etmese de geleneksel dindarları çağ dışı görür. Bir çoğu geleneksel dindarların sevmediği yaşam tarzını benimserler. Dövme yaptıran, açık giyinen, alkol tüketen yapıya sahip ya da yakındırlar.
Kürk milliyetçisi seçmen ise haksızlıklara, zulme uğradıklarını düşünür. Hak ettiklerinin verilmelerini ister. Türkiye'nin genel ekonomik o, bu sorunları çok da umurlarında değil, Kürt halkının kazanımları çok daha fazla öncekileridir.
Şunu da belirteyim: seçmenler bu katogorilerden sadece birine ait olmayabilir. Bunlardan biri ağır basmakla beraber kendini ikinci bir seçeneğe de uygun görebilir. Örneğin dindar eğilimi fazla olan biri aynı zamanda milliyetçi de olabilir.
Geleneksel dindar seçmen Atatürk'ten pek hazetmez. Etrafımızda hem müslüman olup hem de Atatürk'ü seven insanlar da görmek mümkün ama o insanları geleneksel dindar olarak görmek hatalı yaklaşım. Nasıl mı? Atatürk'ün dine büyük hizmetler yaptığını düşünenler vardır. "Kur'an'ı arapça okuyup hiç bir şey anlmayan bu halk için, okuduklarını anlasınlar diye Hamdi Yazır'a Kur'an'ı tercüme ettirmiş, tefsirini felan da yaptırmış" derler. Tabii bu açıdan bakınca güzel bir yaklaşım gibi gelse de; Başkaları da " Kur'an'ı Türkçe'ye çevirerek okuyup bu saçmalıklara inanmaktan vazgeçsinler" diyenler de vardır.
Önceliği Atatürkçülük olan, akıldan, bilimden yana olup aynı zamanda da kalbi tam mutmain olamayan bir dindar kesmimiz de vardır. Bir yandan demokrasi, adalet, hak hukuk kavramlarına öncelik verirken diğer taraftan da dinin ritüel boyutundaki ibadetlerini yapar ya yapanlara saygı gösterir ama öyle sarıklı, sakallı, cübbeli, çarşaflı kişilerden de pek hazetmezler.
Kendini milliyetçi olarak tanımlayan seçmen aynı zamanda, "Atatürk de milliyetçiydi, asıl Atatürkçü biziz" diyebilirler. Ama aslına bakarsanız Atatürk'ün laik, modern(?), batılı yaklaşımlarına, ekonomik ve kalkınma hamlelerine pek de yakın değiller gibi gözükmekte, asıl ve tek amaçları vatanın bütünlüğünden ileri gidemiyor gibi bir izlenim vermekte.
Milliyetçilik yanı ağır basıp dindar yanı olan bir seçmen kitlesinden de bahsedebiliriz. Önceliği vatanın birliği bütünlüğü olsa da dini vecibelerini yerine getirirler de. Geleneksel dindarlar kadar olmasa Atatürkçü dindarlar şeklinde bir yaşam tarzını benimserler. Geleneksel dindarlar kadar katı bir din anlayışları yoktur.
Kürtlere gelirsek. Millet olarak farklı bir millet olmalarına rağmen bir kesim tarafından yok sayılır. Böyle bir millet olmadığı, işte bizim yasalarımıza göre bir Türk vatandaşı hangi hak ve özgürlüklere sahipse siz de sahipsiniz. Daha ne istiyorsunuz gibi gibi bir sürü görüş olmasına rağmen, Kürtler de iki kategoriye ayrılabilir. Biri geleneksel dindar Kürtler, diğeri ise Kürk milliyetçisi Kürtler. Dindar Kürtlerin önceliği ümmet anlayışı olduğu için insanların ırkından ziyade hangi dinden olduklarını önemli görürler ve gelenksel dindarlar şeklinde tanımlanabilirler. Kürk milliyetçisi Kürtlerin önceliği ise Kürt halkının kazanımlarıdır. Ülkenin genel meseleleri ise ikinci plandadır.
Bu perspektiften baktığımızda ülkemizde;
Geleneksel dindarlar %45-50
Milliyetçi seçmen %20-25
Atatürkçü seçmen %20-25
Kürt milliyetçisi seçmen %8-10 gibi bir orana sahiptir.
Neden geleneksel dindar oranı fazladır. Atatürkçü oranı azdır konusuna gelelim. Din insanların kutsaldır. Tartışılmaz, eleştirilmez. Kati bir yapıya sahiptir. Hâliyle geleneksel islâm anlayışı hep ağır basacaktır. Atatürkçülük ise bilimsel, evrensel değerlere önem verir. Bilimsel ve evrensel değerler ise değişip dönüşebilir. Bir çok Atatürkçü kişi avrupaya öykünür. Onların standartlarında yaşmak ister. Onların çağdaş ve insani standartlarda yaşadığını düşünürler.
Dindar insanlarımızın ise bu konuda kafaları çok karışıktır. Bir kısmı dini sembollerden vazgeçememekle beraber Avrupa'ya öykünürler. Lüksün şatafatın dibine vururlar. Başında örtüsü vardır ama partiler, onlar bunlar Avrupa'dan da öndedir. Bir kesim müslümanlar ise Avrupa'yı medeni felan bulmaz. Aksine ahlâkî erozyona uğradıklarını vs düşünürler. Açık giyinmenin, zinanın, alkol tüketiminin çağdaşlık değil çağ dışı olduğunu düşünürler onlara da özenmezler. Onları cehennemlik olarak görürler. Takılı kaldıkları konu maalesef ki bunlardır. Eğitim, adalet, teknoloji, ekomoni gibi konularda neden bizden daha ileride olduğunu, asıl çağdaşlıktan kastın bunların olduğunu ya görmez ya da görmek istemezler.
Birileri bu şekilde kategorileyip belli ideolojileri empoze ederek bizleri yönetmektedir. Halkımızın ortak çıkarlarından ziyade ideolojik saplantılarımızın peşine düşmek bize değil bu ideolojileri kullananlara yarar sağlar. En azından en çok yararı onlara sağlar. Karnını zor doyuran biri bizimki kazandı diye çılgınca sevinir. Dünyanın parasını kazanan, isteği gibi yaşayan başka biri de bizim ideoloji galip gelemedi diye kafayı yer.
Ne yapmalı, nasıl yapmalıyız, konusu ise upuzun bir konu. Bu konuda en iyi fikirler bende demek doğru olmaz. Eminim ki herkesin harika fikirleri vardır. Bu fikirleri dinlediğinizde de kendi ideolojisi içerisinde dönüp durduğunu görürüz muhtemelen. İdeolojiler ne kadar gerekli, bir toplum ortak bir paydada buluşabilir mi? sorularına da cevap aramak gerekir.
Yorumlar
Yorum Gönder