En Değerli, En Kutsal Meslek Hangisi?
Hangi meslek daha değerlidir? Buna çok farklı cevaplar gelebilir. Hepsi? Hiçbiri? Hadi başlayalım: öncelikle bazı meslekler için kutsal yakıştırması yapılır. Bu yakıştırma çok doğru olmayabilir. Biz değerli, önemli şeklinde ele alacağız.
Canlılar var olmasıyla beraber ihtiyaçları da doğal olarak var olmuştur. Bizler de birçok ihtiyacı olan canlılarız. Doğada tek başımıza yaşamıyoruz. Sosyal varlıklar olarak hayatımızı sürdürüyoruz. Bu sosyal oluşumlar içerisinde bizim herhangi ihtiyacımızı karşılayan insanları da tanımıyoruz. Artık tüm dünyayı bu bağlamda düşünebiliriz. Koskocaman bir insanlık....
İstek ve ihtiyaçlarımız insanlık/medeniyet ilerledikçe daha da artmaktadır. Aynı ihtiyacımız bulunduğumuz çağa göre farklılaşmakta. bir kaç yüzyıl önce at ve atçılıkla ilgili ihtiyaçlarımız varken, sanayi devrimiyle birlikte atın yerini motorlu taşıtlar almış durumda. Bilim ve teknolojinin gelişmesi insanlığı ihtiyaçlar noktasında çok farklı boyuta taşımıştır. İhtiyacımızı karşılama noktasında birçok meslek yok olurken, onun yerine çok daha fazla meslek türemiştir. Sanayi, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler kent nüfusunu artırmış. Artık kırsaldaki, doğal çevreye uygun yaşam tarzı yerini kent yaşamına bırakmıştır.
Böylece kentlerde ismini bile bilemeyecgimiz türde iş kolları var. Biz daha çok mesleklerin değerini anlatmaya çalışacağımız için bilindik mesleklerden örnekler ele alacağız.
Konuyla çok ilgili olan, insan psikilojisi hakkında çoğunluğunu başka yazılarda ele almak üzere burada da bir kaç noktasını belirtmekte fayda var. İnsan genel itibariyle egolu bir yapıya sahiptir. Kendini beğenmiştir. Kıskançtır. Kendini, zekasını, fikirlerini de beğenir. Hâliyle yaptığı iş ile ilgili kendisine pay çıkarmayı bilir.
Öğretmenlik mesleği ile başlayalım. İnsanlara öğretmenlik nasıldır, diye sorduğunuzda. Çok kutsal meslektir. Hakları ödenmez gibi şeyler derler. Çünkü insanları eğitiyorlar. Doktoru, hakimi, mühendisi hepsi onların elinden geçiyor, derler. Onlar olmazsa bunları kim yapar, derler. Öğretmenler maaşından felan yakınsa: ne yapıyorsunuz ki? 4 ay tatil yapıyorsunuz. Yarım gün çalışıyorsunuz gibi şeyler de derler. Yani başkalarının kendi işi olmayan meslekler hakkındaki fikirleri fazlasıyla değişkendir. Çocuğunun öğretmeni, kendisine ve çocuğuna karşı olumlu yönde yaklaşmışsa övgüler dizer, tam tersi durumda ise yerer. Aslında bu da psikoloji ile ilgili konudur. Öğretmene gidip sorsanız da, çok önemli bir görevi yaptığını, mesleğinin çok önemli olduğunu, değer görmesi gerektiğini, çalışma ücretlerinin yüksek olması gerektiğini söylerler.
Polisle ilgili başkalarının yorumları da öğretmenlerde ve başka mesleklerde olduğu gibi çoğunlukla tecrübelere dayanır. Polislere sorarsanız da: can güvenliğimiz yok, mesai saatlerimiz şöyle, sokaklarda neyle karşılaşacağımız belli değil, gibisinden şeyler söylerler.
Doktorlarla konuşsanız: Her şeyin başı sağlıktır. Onlar olmasa halimiz nicedir. Hasta yakınları tarafından şiddete uğramaktadır. Yıllarca okumuşlardır, onların hakları ödenmezdir gibisinden şeyler duyarsınız.
Bankacı ile konuşsanız: her gün milyonlar elinden geçmektedir, işleri risk kaldırmaz, stresli bir işleri vardır.
Fabrika işçisine sorsanız, üretimi o yapmaktadır, gecesi gündüzü belli değildir, ailesine vakit ayıramıyordur.
Neredeyse saydığım şeyleri her meslek için uyarlanabilirsiniz. Birileri değerlidir der, baska birileri ne yapıyorlar ki der. Kişinin kendisi ise değer görmediğini, özlük haklarının iyi olmadığını, daha fazla kazanması gerektiğini söyler durur.
Şimdi bir doktoru ele alalım. Yıllarca okul okumuştur, sınavlara girmiştir. Yüzde bilmem kaçık yüzdelik dilimlere girmişlerdir. İnsanca yasamaya pek çok insandan fazla hakları vardır. Başkaları da yaşasın ama en başarılı onlar oldukları için, en çok onlar hak ediyordur. Yani doktor iyi bir maaş kazansın, mesai saatleri istediği gibi olsun. En iyi şeyleri yiyebilsin, marka giysiler giysin. Tatili de hak ediyor. Güzel bir tatil yapsın. Hatta yurtdışını görmek onun da hakkı. Oraları da gezip görsün. Onlar gezemeyecek de kimler gezecek sanki. Durun durun, doktorluk mesleğini yermiyorum, hatta hiç bir mesleği yermiyorum ve her mesleğin önemli olduğunu düşünüyorum. Peki bu mesleği yapan insanın diğer ihtiyaçlarını kim karşılıyor. Oturduğu evi yapmak için çalışan işçiler, yediği ekmeği üreten çiftçisi, girdiği kıyafeti diken terzisi, makinacısı, aracını yaptırdığı tamircisi, evinin kirini, pisini temizlettiği temizlikçisi, çöpünü toplatan çöpçüsü daha değersiz işler mi yapıyorlar? Muhtemelen mesleğini en değerli görenler şöyle diyecektir: Tabii onlar da değerli ama bizimkisi daha değerli. Ama bağlacından önce söylenenlerin çok da öneminin olmadığını belitmeme gerek yok sanırım.
Kısacası kolektif, sosyal ortamda yaşıyoruz. Her ihtiyacımızı görmemiz mümkün değil. Eğer bir iş kolu türemişse değerlidir. Bir iş kolu yok olmuşsa zaten artık onun bir değerinden söz edilemez. Şöyle bir örnekle pekiştirelim: hangi organımız daha önemlidir? Kalp, akciğer, mide, g.t :)? Var olan bütün organlarımız önemlidir. Bazıları hayati, bazıları hayati olmasa bile pratikte çok daha işlevseldir. Kuyruğun ise bir önemi yok. Çünkü körelmiş ve kaybolmuştur. Toplumda herkes ilgi, yetenek ve becerileri konusunda uygun roller almalı, insanca çalışmalı, insanca yaşamalı..
Yorumlar
Yorum Gönder