Kayıtlar

Emeklilik ve Emekli Maaşları

Emekli aylıkları nasıl? Yeterli mi? Emekliler gül gibi geçinip gidiyor mu, yoksa sürünüyor mu? Aslında burada insanların yakındığı nokta, hayat pahalılığı ama insanlar bunları farklı bakış açılarıyla dillendiriyor. 2026 itibariyle en düşük emekli maaşı 20 bin liranın altında ama KHK ile bu rakam 20 bin yapılarak altta kalanlar 20 bine çıkarılmış oldu. Emeklilere soracak olursanız kimse bu durumdan pek memnun değil. Maaşı 20 bine tamamlanan da, diğerleri de pek memnun değiller.  Peki memnuniyetsizliklerinin sebebi nedir? Genel anlamda hayat pahalılığı. Bugün semtine göre değişmekle beraber en düşük ev kirası 15-20 bin bantlarında. Yani en düşük emekli anca ev kirasını ödeyebilir. "Ne yiyip, ne içeceğiz, nasıl yaşayacağız?" diye soruyorlar. Sonra ne olması gerektiğini çeşitli örneklerle ortaya koyuyorlar. Ama şunu atlamayalım: Her emekli kirada kalmıyor. Kendi evi, hatta yazlığı olanlar da var. Kira alabileceği başka evi, evleri olanlar da var. Daha başka geliri olan emekliler ...

Futbol, Spor, Taraftar

 Ülkemizde transfer döneminin yavaş yavaş sonuna yaklaşılırken, yapılan ve yapılamayan transferler. Sosyal medyadaki söylemler, eleştiri ve övgüler özellikle futbol tutkunlarının gündemini oldukça meşgul etmekte. Bu durumu biraz irdeleyelim istedim. Dünya üzerinde en çok sevilen sporlardan biri futboldur. Uzun uzun nerede doğdu, nasıl gelişti kısmına girmeden devam edelim. Futbolun sevilme nedenlerinden biri, kolay ulaşılabilir olmasıdır. Diğer spor branşlarında olduğu gibi çok pahalı ekipmanlara gerek yoktur. Futbol oynamak için bir top yeterlidir. Biraz geçmişe gidecek olursak, ortama 30-40 yıl öncelere gidersek, şehirleşmenin çok yoğun olmadığı, mahalle aralarında boş arsa ve tarlaların olduğu dönemlerde çocuklar ellerine geçirecekleri bir topla oynayabiliyorlardı. Öyle harika zeminlere fileli kale direklerine felan gerek yoktu. Hatta top olmadığı zamanlar bir şişeyle ya da top şeklini verdikleri kağıt, poşet topuyla bile oynarlardı. Kale yerine iki taş konur ve oynanırdı. Şehir...

Gurbetçilik

Gurbetçi nedir, ne değildir.. sorusuna; doğduğu, büyüdüğü yerden ayrılıp başka yere göçmüş kişilere denir. Kısaca böyle bir tanım yapabiliriz. Gurbetçilik yurtiçi ve yurtdışı şeklinde gözükür. Bu ikisini harmanlayıp artı ve eksilerini anlatacağım. Özelikle şu günlerde yurtdışından gelen gurbetçiler dönüş yollarında. Gerçi yurtiçinde yaşayan gurbetçi ailelerimiz de dönüşe başladı diyebiliriz. Yazın başında, ilkbahar ortalarında memleketlere gidilir, yaz sonu ve güz mevsimi civarlarında dönüşler başlar. Sosyal medyada olsun, ulusal medyada olsun bununla ilgli bir çok paylaşım karşımıza çıkar. 'Sınır kapısında kuyruklar oluştu, gurbetçiler; yerlerde, araçlarda yatarak sabahladı. Giderken çöplerini yol kenarlarına attılar ama Almanya'da yere izmarit bile atamazlar.' şeklinde haberler, yorumlar sıklıkla karşımıza çıkar. Geri dönen gurbetçilere mikrofon uzatıldığında: 'memleketimiz çok güzel, kıymetini bilin. Şükredin. Orda da hayat pahalı, eskisi gibi değil. Kurulu düzenimiz...

Sevgi

Sahip olduğumuz en güzel duygulardan bir tanesi de sevgidir. İnsanlardan duyguları aldığınızda geriye pek bir şey kalmayacaktır. Duyguların kontrol edilmesi gerektiğini savunanlar da vardır ki, bu aslında duyguları bastırmaktır. Duyguları bastırmanın da ileride başka problemlere yol açacağını biliyoruz..  Sevgi sadece insanlara ait bir duygu değildir. Hayvanlar da güdülerin yanında duygulara sahiptirler. Bir köpek kendisini seven biriyle, kendisine vuran birini kolaylıkla ayırt eder. Kendisine yemek veren, güzel sözler söyleyen, dokunup, başını okşayan birisine sokulup tüm sevecenliğini, sevgisini gösterir. Kendisine bağıran, kızan, vuran birinden ise kaçıp uzaklaşır, bazen de hırlayıp, havlayabilir. Bu tür yaklaşımı bir çok hayvanda görebilirsiniz. Biz, sevginin daha çok insanlarda nasıl oluştuğunu inceleyeceğiz. Sevgi duygusu, beynimizde bir takım sinirsel ağların çalışmasını, bir takım kimyasalların salgılanmasını sağlar. Daha doğrusu bu kimyasal oluşumlar sonucunda biz bu hisle...

Yakınlık İlkesi

 İnsanlar, kurumlar, toplumlar, ülkeler... Bunların bazen birbirlerine yakın bazen de uzak olduğunu görürüz. Devletler, kurumlar çeşitli oluşumlar da tıpkı birer insan gibi davranırlar. Çünkü o oluşumların yapı taşı da insandır. Peki neden aralarında sürtüşmeler, didişmeler, yakınlaşmalar, dostluklar olur? Bunlara ne etki eder? Bunları inceleyelim. Şimdi bir sınıf düşünelim. Bu sınıfta anlaşamayan, kavga eden bireylerin olduğunu var sayalım. Aslında var saymaya gerek yok, bu tip hadiseler elbette olur. Sınıfta kendilerince hakkı sebepten ötürü kavga eden çocuklardan birine yan sınıftan biri saldırdığında, az önce kendisiyle kavga eden çocuk sınıf arkadaşının tarafında olacaktır muhtemelen. Muhtemelen diyorum çünkü taraf olmasını gerektirecek başka parametreler de olabilir ama burada bahsettiğim konuyu birazdan netleştireceğiz.   Okul, öğrenci örneğiyle devam edelim. Başka okuldan gelip Ahmet'in okulundaki arkadaşlarına sataşan öğrenci grubu olsun. Ahmet burada kendi okul...

Kadın, Erkek Eşitliği!

 Kadın ve erkek eşit midir? Bu sorunun soruluyor olması yolunda gitmeyen bir şeylerin işareti aslında. Demek ki ortada eşit olmayan bir şeyler var ki, biz bu soruyu soruyoruz. Mesela: su ile su eşit mi, taş ile taş eşit mi, ot ile ot eşit mi, soruları bize garip gelecektir. Nasıl yani, diyeceğiz. İkisi de ot, nasıl eşit olmasınlar. Acaba biri farklı ot mu, bunu mu demek istiyorsun, diyeceğiz.  Kadın ile erkek eşit mi, sorusunu bize sorduran bir şeyler var demek ki. Yani ortada bir eşitsizlik var sanki. Bu soruyu sorarak da, "tabii ki eşit" yanıtını almak istiyoruz aslında. Peki su ile su eşit mi, sorusunu garip bulurken, acaba yanlış mı soruldu, acaba bahsedilen suların içerlerinde farklı bir şeyler mi var, sorularını düşündürürken; neden, "kadın erkek eşit mi" sorusuna onlarca yanıt üretebiliyoruz? İnsanla insan eşit mi? Her insan bir değildir. İyi, kötü, güçlü, zayıf, hızlı, yavaş, uzun, kısa, yaşlı, genç, güzel, çirkin, zeki, ahmak, çalışkan, tembel, yetenekli gi...

Üretme, Eleştirme

  Üretimi kabaca, olmayan bir şeyleri belli bir amaç doğrultusunda tasarlayıp var etme diye tanımlayabiliriz. Diyelim ki, insanların giyecek bir şeylere ihtiyacı var. Öncelikle kıyafet tasarlarız, sonrasında üretip, insanların beğenisine sunarız. Bugün etrafımız zaruri, keyfi ihtiyaçlarımız doğrultusunda tasarlanıp, üretilmiş eşya, araç, gereç vb materyallerle çevrilidir. Binalar, arabalar, iş makinaları, telefonlar, kıyafetler, ayakkabılar, mutfak gereçleri, süs eşyaları vs. aklımıza gelecek hemen her şey insanın üretimi olan ürünlerdir. Şimdi bir otomobili ele alalım. Otomobilin üretimi için bir çok teknolojiden yararlanılır. Yapımı veya seri üretimi çok kolay olmayan bir üründür. Böylesine kompleks bir ürünü tasarlayıp var etmek ciddi emek isteyen iştir. Camı, saçı, boyası, elektronik ve mekanik aksamları, koltuğu, direksiyonu, aydınlatma araçları, sensörleri vs bir çok kişinin emeğinin sonucu ortaya çıkar.  Şimdi şöyle yapalım. Otomobilleri çok iyi bilen ama üretimi hakkın...