Yakınlık İlkesi
İnsanlar, kurumlar, toplumlar, ülkeler... Bunların bazen birbirlerine yakın bazen de uzak olduğunu görürüz. Devletler, kurumlar çeşitli oluşumlar da tıpkı birer insan gibi davranırlar. Çünkü o oluşumların yapı taşı da insandır. Peki neden aralarında sürtüşmeler, didişmeler, yakınlaşmalar, dostluklar olur? Bunlara ne etki eder? Bunları inceleyelim.
Şimdi bir sınıf düşünelim. Bu sınıfta anlaşamayan, kavga eden bireylerin olduğunu var sayalım. Aslında var saymaya gerek yok, bu tip hadiseler elbette olur. Sınıfta kendilerince hakkı sebepten ötürü kavga eden çocuklardan birine yan sınıftan biri saldırdığında, az önce kendisiyle kavga eden çocuk sınıf arkadaşının tarafında olacaktır muhtemelen. Muhtemelen diyorum çünkü taraf olmasını gerektirecek başka parametreler de olabilir ama burada bahsettiğim konuyu birazdan netleştireceğiz.
Okul, öğrenci örneğiyle devam edelim. Başka okuldan gelip Ahmet'in okulundaki arkadaşlarına sataşan öğrenci grubu olsun. Ahmet burada kendi okulundaki arkadaşlarından taraf olacaktır. Kendilerine sataşılan çocuklar Ahmet'in anlaşamadığı çocuklar olsa bile Ahmet okulundaki çocuklardan taraf olacaktır. Ahmet'in kendi okulundaki çocuklarla husumeti çok büyükse işler değişecektir.
Esasında insan bir gruba dahil olarak yaşayabilir. İnsanlar çoğunlukla güçlü bir grubun parçası olmak isterler. İnsanlar, hayatta kalma güdüsünün tatmini için güçlü olmak zorunda olduğu gibi, bireylerden oluşan toplumlar için de aynı durum söz konusudur. Buradaki güçten kastımı anlamak için alttaki yazımdan okuyabilirsiniz. (https://yanlismidusunuyorum.blogspot.com/2024/04/acziyet-ve-snrsz-guc.html?m=1 )
Şimdi iki takım taraftarlarının ele alalım. Trabzonspor ve Rizespor. Bu iki takımın taraftarları belli bir gruba dahil olmak adına şehirlerindeki futbol takımının taraftarı olmuşlardır. Bireyler kendilerini böyle daha iyi hissedeceklerdir. Neyse devam edelim. Bu iki takım belli hedef doğrultusunda yarışmaktadırlar. Yani rakiptirler. O yüzden genel itibariyle birbirlerini sevmezler. Trabzonspor'un şampiyonluğu oynadığı bir çok sezonda en büyük rakibi Fenerbahçe olmuştur. Haliyle Trabzonsporlular da Fenerbahçeyi sevmezler. Trabzonspor ve Rizespor rekabetinde ya da ligdeki pozisyonda Trabzonspor'un çok daha başarılı olması sebebiyle Rizelilerin çoğu Fenerbahçelidir de aynı zamanda. Trabzonsporlular'ın çoğu da Fener rekabetinden dolayı, Fenerbahçe'nin en güçlü rakibi Galatasaray'a sempati beslerler.
Trabzonspor, Rizespor olayını kendiniz için de düşünebilirsiniz. İnsanlar da komşularının kendilerinden daha iyi olmasını istemezler. Bir komşusu bir şeyler aldığında, bir şeyler başardığında onları kutlasalar, tebrik etseler, yüzlerine çok sevinmiş gibi davransalar da aslında alttan alta öykünürler, kıskanırlar. Belki çoğu durumda bunun farkında bile olmayabilirler. Bu da son derece normal ve insan doğasına da uygundur. Çünkü hayatta kalma, var olma mücadelesinde güçlü olan daha avantajlıdır.
Üsteki örneği bir çok alana uyarlayabiliriz. Avrupa ülkelerinin ortak noktası Hristiyan dinine mensup olmaları. O yüzden kendilerinden olmayan Müslümanlar üzerine birçok kez haçlı seferleri düzenlemişler. Müslümanlara bakıyoruz farklı mezheplerin arasında mücadeleler var. Mezhep mücadelesi olsa bile hristiyan bir devlet birine saldırdığında mezheplerden dolayı verilen kavga bir kenara bırakılabiliyor. Yani bizim dost ya da düşman olma durumlarımız şartlara göre, değerlere göre değişebiliyor.
Peki ya kimlerle dost oluruz? Kimlerle sıkı bağlar kurabiliriz? Ortak değerlerle birliktelikler kurarız. Bizi aynı çatı altına alan çeşitli değerler oluştururuz. Bu bazen din olur, bazen ırk olur, bazen ideolojik sebepler olur. Aynı takımı tutmak bile bizi bir araya getirir. Bir araya getirecek öğelerin fazlalığı ise grubu daha sıkı bir hale getirir, çözülmeleri azaltır.
Turan İnal
Yorumlar
Yorum Gönder