Üretme, Eleştirme
Üretimi kabaca, olmayan bir şeyleri belli bir amaç doğrultusunda tasarlayıp var etme diye tanımlayabiliriz. Diyelim ki, insanların giyecek bir şeylere ihtiyacı var. Öncelikle kıyafet tasarlarız, sonrasında üretip, insanların beğenisine sunarız. Bugün etrafımız zaruri, keyfi ihtiyaçlarımız doğrultusunda tasarlanıp, üretilmiş eşya, araç, gereç vb materyallerle çevrilidir. Binalar, arabalar, iş makinaları, telefonlar, kıyafetler, ayakkabılar, mutfak gereçleri, süs eşyaları vs. aklımıza gelecek hemen her şey insanın üretimi olan ürünlerdir.
Şimdi bir otomobili ele alalım. Otomobilin üretimi için bir çok teknolojiden yararlanılır. Yapımı veya seri üretimi çok kolay olmayan bir üründür. Böylesine kompleks bir ürünü tasarlayıp var etmek ciddi emek isteyen iştir. Camı, saçı, boyası, elektronik ve mekanik aksamları, koltuğu, direksiyonu, aydınlatma araçları, sensörleri vs bir çok kişinin emeğinin sonucu ortaya çıkar.
Şimdi şöyle yapalım. Otomobilleri çok iyi bilen ama üretimi hakkında pek bilgisi olmayan insanları ele alalım. Bu insanlara isteği bütün imkanları verip, bir otomobil üretmesini isteyelim. Muhtemelen hiç bir şey yapamayacaklardır. Şu an trafikte olan en kötü durumdaki bir araç bile, bu alanda bilgisi olmayan insanların yapabileceğinden çok daha iyi sayılacaktır. Bunun nedeni ise kısaca şudur: otomobil teknolojisi bir anda var olan bir teknoloji değildir. Yılların birikimi sonucunda bu noktalara gelinmiştir. O yüzden bu araçlarının tüketicisi olan insanların, iyi, kötü otomobili ayırt edebilme becerimiz yüksek olsa bile, en kötü otomobili tasarlayıp, üretecek bilgi birikimimiz yoktur. Çünkü otomobil üretimi için onlarca meslek grubunun işbirliği gerekir.
Sözün özü şudur: Var olanı eleştirme. Yapılan, ortaya konan hemen her şeyi eleştirebilme kabiliyetimiz vardır. En eski, en kötü sayılabilecek otomobili bile yapamazken, en iyi sayılacak otomobilleri bile eleştirebiliriz. Farı biraz daha büyük olabilirdi, kapı kolu şöyle olabilirdi, ön panel daha sade olabilirdi ya da biraz daha canlandırılabilirdi, motoru daha güçlü, torku bilmem ne, viraj kabiliyeti şöyle, süspansiyonu böyle olabilirdi gibisinden onlarca eleştiri getirebiliriz.
Yukarıdaki örneği kopleks bir araç üzerinden verdik ama aklımıza gelen hemen her şeyi, birilerinin ortaya koyduğu her olguyu, aracı gereci, ideolojiyi, hükmü, yasayı vs. eleştirebiliriz. Eleştirel yaklaşım ise insan üretimi olan her ne varsa onu daha da geliştirmemizi sağlamaktadır. Otomobil üzerinden gidersek, sürekli bir değişim var, sürekli yenilenme var. Her geçen gün daha farklı, daha donanımlı, daha tasarruflu vs araçlar üretebiliyoruz.
Gelişim ve ilerleme farklı bakış açısı, eleştiri ile gerçekleşmektedir. Bir futbol takımını ele alalım: takım kötü futbol oynadığında, başarısız sonuçlar aldığında eleştiri yağmuru başlar. Şu oyuncuyu çıkarıp, şu oyuncuyu almalı. Şu oyuncuyu şu mevkiye almalı. Oyun kurgusunu değiştirmeli. Antrenmanda şunu şunu yapmalı. Futbolla ilgisi dahi olmayan adamın eleştirileri olabilir. Bu eleştirileri yapan kişileri alıp takımın başına koysak, muhtemelen eleştirdikleri ne varsa daha da kötüleşecektir. Bu eleştiri bizi nereye götürecek? Takımı yöneten, sorumluğu olan teknik ekip, futbolcular üzerindeki baskıyı artıracak. Daha farklı çalışmalar yapmak isteyecekler, daha verimli çalışacaklardır vs. Yani takım daha iyi olmak için çaba sarf edecektir. İşin ilginç yanı bir takım iyi olduğunda dahi eleştirilebilir. Çünkü kişiler takımının en iyi olmasını isteyebilir. Oynanan futbolun daha da iyileştirilmesini talep edebilir.
Sonuç itibariyle şunu diyebiliriz: ortada bir şey varsa eleştirilecektir. Bu her neyse kötü sonuçlar veriyorsa çok sert eleştiri alır. İyi olsa dahi eleştiriden kaçınmak mümkün değildir. Eleştiri de ortada olan o her neyse onun faydasınadır.
Turan İnal
Yorumlar
Yorum Gönder