Tanrı'nın Zorunlu Varlığı

 İnsanların yüzyıllardır cevabını aradığı soruların başında, Tanrı'nın varlığı gelir. Tanrı var mıdır?


Tanrı'nın var olup olmadığından ziyade Tanrı var olmak zorundadır, meselesini konuşacağım. Dünyada adaleti, koyduğumuz yasalarla sağlamaya çalışıyoruz. Birisi suç işlediğinde belli bir ceza alır. İşlediği suçun niteliğine göre de cezası farklılaşır. 


İlk örneğimiz şu olsun: Hız ihlali. Trafikte akışın sağlıklı olması için, yolun yapısına göre hız sınırları konulur. Diyelim ki standart hız sınırı 70 km/h olsun. Bütün yollarda max hız sınırına uymak mantıklı değildir. Sokak arasında 70 km ile gidemezsiniz. Sokak arasında 70 km hız çok fazladır. Otobanda ise 70 km hız yetersizdir. Daha hızlı gitmenizin bir mahsuru yoktur. Tabii bunu standart bir otomobil için düşünüyoruz. Aracın türüne göre de hız sınırları değişkenlik gösterir. Bir bisikletle ya da traktörle otobana çıkamazsınız. Yani trafikte düzeni sağlayabilmek için bile onlarca farklı duruma göre yüzlerce farklı kural vardır. 


Biz kuralı daraltıp, şehir içinde max hızın 70 km olacağı durumu ele alalım. Bu, sadece tek kural olmasına rağmen. İhlal durumlarında, ihlalin boyutuna göre ceza değişir. Hız ihlilini %5 , %15, %30 gibi geçmeniz durumunda farklı cezalar alırsınız. Ortada tek kural, o da: 70 km'yi geçmeme, olmasına rağmen cezalar değişmekte. Bu da mantığa uygundur. Çünkü daha fazla hız yaptığınızda kazaya sebebiyet verme ve zarar verme potansiyeliniz daha çok artacaktır. Haliyle daha hızlı giden daha fazla ceza alır.


Başka bir örneğe geçelim: Bir insana yapılan eylemleri ele alalım. Vurmak, aşağılamak, yaralamak, canına kast etmek. Tıpkı trafikte olduğu gibi onlarca farklı senaryoyla karşı karşıyayız. Birisine durduk yere mi tokat attınız, bir kargaşa içinde mi tokak attınız, yoksa size bir saldırı varken, sadece tokat mı attınız? Yine durumu sadeleştirelim. Karşımızda bize hiç bir zararı olmayan bir insan olsun ve biz ona farklı derecelerde zarar verelim. Alacağımız ceza eylemin ağırlığına göre değişecektir. Bu hapis cezasıysa, eylem ağırsa daha uzun hapis cezası alacağız. Para cezasıysa daha yüklü bir para cezası alacağız. 


İslam'da kısas adında bir ceza vardır. Belki başka inançlarda da olabilir. Aslında ceza değil de adaleti sağlamak adına bir uygulama da denilebilir. Ekseriyet ceza olarak kullandığı için biz de aynı şekilde düşünelim. Üsteki örnekten hareket edelim. Birisi bize tokat attı. Ona uygun ceza, ona da aynı şekilde tokat atılmasıdır. Bizim yaşadığımız acıyı o da yaşamış olacaktır. Tokat atana tokat atıp, üstüne başka bir ceza verilmesi adil midir? Bu da farklı bir konu. Bizi başka yerlere götürecektir.


Tokat olayını daha can yakacak bir düzeye çıkaralım. Birisi sizin kolunuzu kopardı. Aynı acıyı onun da yaşamasını isteyebilirsiniz. O kişinin kolunun koparılması bizim kolumuzu yerine getirmeyecektir. Bunun içindir ki kusursuz şekilde adalet sağlanamayacaktır. Hadi diyelim ki kısasa kısas yine de mantıklı bir yaklaşım. O bizden kolumuzu aldıysa biz de onun kolunu koparalım. Ya o adamın kolu yoksa! Yine bir insan eline aldığı bir silahla 8-10 kişiye zarar vermiş olsun. 8-10 kişiye karşılık o eylemi gerçekleştiren kişiye nasıl bir kısas yapacağız? Sanırım tam olarak adil bir yaklaşım bulamıyoruz.


Kol, örneğine geri dönelim. Kolumuzu koparana kısas uyguladık. Bizim kolumuz geri gelmeyecek ama kolumuzun yerine bize kazanım sağlayacak bir sistem inşa ettik ve zarar veren kişiden tazminat da aldık. Çünkü biz kolumuzla iş görüp para kazanıyorduk ayrıca kolsuz olduğumuz için bir çok işimizi de yapamaz hale geldik. Bunun için bize ciddi bir oranda tazminat ödendi.. Konunun tam anlaşılması için başka bir örneğe başvurmam gerekiyor. Fakir bir aile olsun. Bir çocuğunu trafik kazasında kaybetsin. Tüm aile bireylerinin hayatını kurtaracak tazminat kazansınlar. O ölen çocuk yaşasaydı, o aile bireyleri gibi sefalet içinde yaşıyor olacaktı. Ömrü boyunca çalışsa tazminatın binde biri kadar faydası olmayacaktı. Bu durumda çocuğun hayatının değeri neydi, sorusu sorulabilir. Bu durum adil olur muydu? 


Kolunu kaybeden adamın, kaybından dolayı yaşadığı mahrumiyet tazminat sayesinde o ya da bu şekilde fazlasıyla giderildi diyelim. Ama ne olursa olsun kişinin kolu yerine gelmeyecek. Bu noktada şu soruyu sormalıyım: 10 milyon dolar karşılığında kolumuzu verir misiniz? Eğer sefalet içinde yaşayan biriyse bunu kolaylıkla kabul edecekken, Yüz milyon dolar serveti olan adam asla kabul etmeyecektir. Bu noktada konuyla ilgili başka örneğe başvuracağım. Sonunda ölüm olasılığı olan askerlik durumunu düşünelim. Fakir bir aile çocuğunu, bu riski göze alarak askere gönderir. Zengin aile ise çocuğuna bedelli askerlik yaptırarak, aslında bu riski satın alır. Yani şunu diyorum: Paranın miktarı herkes için aynı değerde değildir. 10 milyon dolar fakir bir insan için değerliyken, zengin bir insan için değersizdir.


Hadi kolunu kaybeden kişi tarafından baktığımızda, durumun onun için iyi olduğunu düşünelim. Peki ya diğer taraf. O kişi sadece karşı tarafın kolunu kopardı diye kendisi kısasla sadece kolunu kaybetmekle kalmadı, kendisini oldukça zora sokacak tazminat ödedi diyelim. Bu taraftan baktığımızda durum adil mi? 


Belki birçoğumuzun "bu kadarı da fazla" dediği durumlar olmuştur. Bir çocuk diğerinin saçını çekmiş olsun. Canı yanan çocuk da onu öldüresiye döverek karşılık vermiş olsun. Bu olay karşında "bu kadarı da fazla" deriz. "Oh, hak etmiş" demeyiz. Aslında saçı çekilen çocuğun biraz daha fazlasını yapmasını sakıncalı bulmayız. Bunu daha adil buluruz. Çünkü hiç bir suçu yokken saçının çekilmesi karşılığında biraz daha fazlasını yapmasını haklı buluruz ama çok daha fazlasını yanlış buluruz. 


Bütün bu örneklerden yola çıkarsak tam anlamıyla bir adaletin sağlanamayağı konusunda hem fikir olabiliriz. Çünkü bize adil gelen bir yaklaşım bir başkasına göre adil olmayabilir de. Üstelik kısas yöntemini doğru kabul etsek bile her durumda kısas yapamayabiliriz. Bunun için teist düşünce, bu dünyada sağlanamayan adaleti, ahirette Allah'ın sağlayacağını öne sürmekte. Peki diğer taraf(!)da adalet nasıl sağlanacak? Fikirleriniz nedir?


Turan İnal




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol, Spor, Taraftar

Emeklilik ve Emekli Maaşları

Gurbetçilik