Kadın Algısı Üzerine
Son yazılarım daha çok kadınlar üzerine oldu. Çünkü hayatımızın her alanını etkileyen bir konu. Başlığımızın kadın üzerine olması yanıltıcı olmasın, tersten bakınca da erkek algısı şeklinde düşünebirsiniz.
Sistemin daha çok kadınlar üzerinden döndüğünü görmek zor değil(? Bu konuyu sonra açacağım). Toplumumuzda hatta dünyanın birçok yerinde daha az hakka sahip olanlar kadınlardır. Kadınlar üzerine karar alan erkeklerdir. Kadınları ilgilendiren konularda bile kendileri karar verememekte. Daha birkaç yıl önce Sudi Arabistan'da kadınlara araba sürme hakkı tanındı. Bir çok yerde giyim tarzı konusunda sıkı tedbirler var. Örneğin: geçen yıl (2022) İran'da başörtüsü eylemlerini gördük. Genelde bu konuda baskıcı ülkelerin İslam ülkeleri olduğunu görüyoruz. En azından Avrupa ülkelerine göre baskıcı diyelim. Belki Afrika'nın bazı bölgelerinde daha baskıcı rejimler vardır. Tersi durumdan bakarsak bir dönem ülkemizde ve gelişmiş dediğimiz bir çok ülkede de başını örtenlere karşı baskı söz konusuydu ama bunu örtünmeye karşı baskıdan ziyade ilticai faaliyetlerin önüne geçmek için yapıldığı söylenir.
Bu konulara girme nedenimiz: kadın cinayetleri, başörtüsü, giyim tarzı gibi sebepler aslında. Hepimizin bildiği gibi ülkemizde sıkça yaşanan problemler bunlar. Kadın taciz ediliyor, tecavüze uğruyor, dövülüyor, yaralanıyor, öldürülüyor ve buna karşılık tuhaf söylemler ortaya çıkıyor. Mağdur kadın mini etekliyse, sebebi eteği görülüyor. Kuyruk sallamasaydı deniliyor. Görünürde net bir şey olmasa bile, kadının kesin bir şey yaptığı bir hatasının olduğu düşünülüyor.
Gelişmiş ülke dediğimiz ülkelerde, kadınlar sosyal hayatta daha fazla yer alıyor. Daha özgürler. Daha fazla haklara sahipler. Bizim ülkemizde ve diğer İslam ülkelerinde ise kadının toplumsal yaşamdaki rolleri daha az. Nispeten diğer İslam ülkelerine göre daha iyiyiz ama gelişmiş ülkelere oranla bir hayli gerideyiz.
Toplumsal problemlerin daha az yaşanması açısından cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu da birilerinin başka birilerine hak vermesiyle ne kadar olur, tartışılır. Toplumsal problemden kasıt, kadınların ikinci sınıf vatandaş gibi görülüp, haksızlıklara uğramasını kastediyorum. Bunu sonlandırmanın yolunu bulmak için sorunlara doğru bakmak gerekiyor.
Kadınların kapanması, toplumda fazla gözükmek yerine evinde olup, çocuk bakımı, ev işleri gibi işlerle meşgul olmasını savunan bir grup var. İslam dini açısından bunun bu şekilde olduğunu da söylerler. Birileri de çıkıp İslam'da böyle bir şey yok da diyebilir ama bu görüşü savunanlar da İslâm dinine göre böyle olduğunu söylerler. Her neyse netice itibariyle böyle bir görüş var. Bu görüşe karşı çıkanlar da: 'kadının işi evde oturmak ise, kadınlarınız hasta olduğunda neden kadın doktor ararsınız.' derler. Şöyle bakıldığında da kadının evde oturduğu toplumlarda kadın haklarının daha az olduğu, taciz, tecavüz, şiddet vakalarının daha fazla olduğu da gözükmekte ya da gerçekten öyle mi? Yani gelişmiş ülkelerde de taciz, tecavüz ve şiddet vakaları fazla mı? Muhtemelen fazla değildir. Bu defa da karşımıza şöyle bir savunma çıkmakta: 'onlar müslüman olmadıkları için kolaylıkla zina yapmaktalar bu yüzden taciz, tecavüz gibi olaylar yaşanmıyor, eğer böyle olmasaydı onlarda daha çok yaşanırdı. Çünkü batıdaki kadınlar daha açık giyiniyor.'
Geçmiş yazılarımda kabaca şu sonuçlara ulaşmıştım:
1. Kadının giyimi, tarzı, davranışları, fiziksel özellikleri, yaşı vs erkeklerin yaklaşımını etkiler
2. Sosyal hayattaki kadın oranı kadınlara yaklaşımı etkiler.
3. Erkeklerin bu yaklaşımları eğitimle, cezayla tam olarak kontrol edilemez.
Şu formülü unutmamak gerekiyor: kadın ve erkek güdüsel olarak birbirine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yüzden cinsellik, diğer canlıların olduğu gibi bizim de doğal ihtiyacımızdır.
Kadın dediğimizde aklımıza ne gelir? Kadınlar da erkek denilince akla ne gelir? şeklinde yanıt arayabilirler. Muhtemelen bir çok erkeğin aklına düzgün fizikli, alımlı dediğimiz tipler gelecektir. Bunlar toplumda gördüğümüz kadınların en iyilerinden olacaktır. Globalleşen dünyada sadece iş yerimizdeki, çevremizdeki, mahallemizdeki kadınları değil telefon, televizyon ekranlarından gördüğümüz en alımlı kadınlar da bizler için ulaşılabilir vaziyettedir. Cinsel birliktelik kurmak istediği kişi en seksi diyebileceğimiz kadın tiplemeleridir. Cinsel birlikteliğin temelinde ise üreme olayı yer almakta. Hâliyle iyi bir kadın iyi bir çocuk dünyaya getirir. Kadın denilince neredeyse hiç bir erkeğin aklına: aşırı kilolu, yaşlı, engelli kadın tipleri gelmez. Kısacası var oluş gayemiz hayatta kalmak ve neslin devamı ise, bunun için iyi bir kadına ihtiyaç var.
Bir kaç senaryoyla devam edelim. Diyelim ki sokağımızda bir eve üç kadın taşınmış olsun. Birisi bu durumdan bahsettiğinde erkek beyninde belirecek kadın figürü en iyi kadın figürleri olacaktır. Beynimiz olumlama yapacaktır. Çünkü genlerimiz bu şekilde kodlanmış. Bu eve biri öğretmen ikisi hemşire yeni atanmış kızlar taşınmış dendiğinde; erkek beyni hemen şöyle çalışacaktır: yeni atanmış kızlar, o zaman 20'li yaşlarındadır. Ve yine akıllarına güzel, çekici kadın tiplemeleri gelecektir.
Başka bir senaryoda bu eve bir kadın ve iki kızı taşınmış olsun. Erkek beyni kızları en iyi üreme çağı ve fiziki özelliklerde hayal edecek. Belki de Anne 40'lı yaşlarda kızları ise çocuk sayılacak yaştalar ama bu senarya ilk senaryoya göre ikinci planda yer alıyor. Bunun için insan beyni bu durumda en iyi senaryoyu olumluyor.
İnsanlar kültürlerine göre hareket ederler. Göç alan kozmopolit yerler, metropoller çok kültürlü olsalar da belli bir kültürden bahsedebiliriz. İzmir'in kızları denince akla gelenlerle daha mutaassıp bir yörenin kızları denince akla gelen kadın figürleri aynı değildir. İran kızları denince de bambaşka şeyler aklımıza gelir. Başörtüsü kullanımının zorunlu olduğu bir ülkede akla gelen kadın figürleri örtülü kadınlardır ama beynimiz bunların da yüzü güzel olanları tasvir ettirir. Yani bulunduğumuz bölgenin kadın profili, kadın algımızı etkiler. Bilgi sahibi olduğumuz yörenin kadın tiplemesi de kadın algımızı etkiler. Rus kızları, Ukaryna kızları dediğimizde zihnimizde beliren figürler Suriyeli kızlardan farklıdır.
Son yıllarda ülkemize Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden göçler oldu. Basına yansıyan bir çok olumsuz olaylar oldu. Yabancı uyruklu erkeklerin metroda, otobüste orda burda kızların fotoğraflarını çektikleri, video kaydı yaptıkları ortaya çıktı. Kızları taciz ettikleri, tecavüz girişimlerinin oldukları vs basına yansıdı. Ülkemizdeki erkekler bu tip davranışları yapmazken dışarıdan gelen Afgan ve Suriyeli erkekler neden böyle davranmaktalar? Konu aslında çok basit. Bulundukları toplumda kadınlar sosyal hayatta çok azlar. Olanlarda giyim tarzı olarak ulkemizdekilerden çok farklılar. Geldikleri ülkede çarşaflı kadınlar görürlerken birden şort, tayt, mini etek giymiş, göbeği açık, saçlarını savuran, makyajlı kızlarla karşılaşıyorlar. Onlar için bambaşka bir kültür ve hâliyle burada yaşayan bu görüntülere alışık erkeklerin yapmadığı hareketleri yapmaya başlıyorlar. Yiyecek, içecek bulamayan birinin; reçeller, ballar, şerbetler, yemişler olan bir yere bırakıldığında, birden ne yapacağını şaşırıp hepsine saldırması gibi. Zaten bunların içinde yaşayan bunlara tok olan insanla diğerini kıyaslayın.
Yorumlar
Yorum Gönder