Sosyal Barış
Sağlıklı bir toplum için insanların barış içerisinde yaşamaları gerekir. Toplumda bireylerin farklı görevleri vardır. Her çalışan toplumun farklı ihtiyaçlarını karşılar. Öğretmen eğitim ihtiyacını, doktor sağlık ihtiyacını, mühendis, müteahhit yapı ihtiyacını, kasap et ihtiyacını, market çalışanları gıda ihtiyacını karşılar.
İnsan ihtiyaçları çok çeşitlidir. Yeme, içme gibi çok temel ihtiyaçlarımız olduğu gibi, sanatsal, eğlence içerikli daha üst düzey ihtiyaçlarımız da vardır. https://www.blogger.com/blog/post/edit/3461221851136502382/5843422124695605210 burda istek ve ihtiyaçlar konusuna daha detaylı değinmiştik.
İnsanların sosyal canlılar olması nedeniyle bir arada yaşamaları kaçınılmazdır. Toplumda bireylerin çeşitli görevleri vardır. İnsanlar toplumsal kurallara uymanın yanında toplumun sağlıklı olması ve sürekliliği için bir takım işler yaparlar. Bu işleri yapmadan önce de eğitim alıp, ehliyet edinirler. Yapılan işin belli bir kalitede olması için bu eğitimlerin olması gerekmektedir. Aksi halde her birey istediği işi yapmaya kalkarsa toplumsal işleyişe zarar verebilir.
Eğitim alıp belli konuda uzmanlaşma olayına meslek sahibi olma diyoruz. Üstte de anlatıldığı gibi, yapacağımız işi asgari kalitede yapmak için zaruridir. Peki bizim için olmazsa olmaz, en değerli iş kolları - meslekler hangileridir? https://www.blogger.com/blog/post/edit/3461221851136502382/8016670649983292444 yazımızda bu konuya değinmiştik ve her mesleğin eşit öneme sahip olduğu sonucuna varmıştık ama maalesef toplumda özellikle ülkemizde durum böyle değil.
Şu sözü duymayan yoktur: 'her şeyin başı sağlıktır.' Her şeyin başının sağlık olması, sağlık sektöründe çalışmaları ya da sağlık alanını kutsal hâle getirmez. Sağlık denince da akla gelenler doktorlardır. Kaldı ki sokakları temizleyip, çöpleri toplayan insanların yaptığı da temizlikle, sağlıkla ilgilidir. Şimdi doktorların yaptığı işe bir kutsiyet atfetmek ne kadar doğrudur? Doktorlar da, sağlıkla ilgili doğrudan çalışan diğer sağlık personeli de sistemin işlemesi için görevlerini yapıyorlar. Sisteminin işlemesi için elbette yaptıkları iş, diğer işler gibi kıymetlidir.
O zaman şöyle bir çıkarımda bulunabiliriz: Etrafımızda istek ve ihtiyaçlarımızı karşılamaya yönelik oluşan her meslek önemlidir. Bazı meslekleri ön plana çıkarmak, başka meslekleri geri plana atabilir. Kendi organizmamız üzerinden düşünelim. Her organımızı bir mesleğe benzetelim. Değersiz, işlevsiz bir organımız var mı? Şu an vazgeçebileceğiniz bir organınız var mı? Hatta bununla ilgili güzel bir fıkra da vardır: Organlar bir araya gelmiş kendilerine müdür seçeceklermiş. Fıkranın tamamını anlatmayayım ama en sonunda g.t müdür seçilmiş:) Kısacası bütün meslekler, işler kıymetlidir. Bir kaç mesleği çıkarıp atmak toplumsal yaşayışı aksatır.
Bütün anlattıklarımla şuraya varmak istiyorum. Maalesef ki günümüz dünyasında ve özellikle gelişmemiş ülkelerde bu daha fazladır, bazı meslek gruplarına diğerlerinden daha fazla önem atfedilmesi. Bunun sonucu olarak da o meslek çalışanlarının daha fazla kazanmaları istenir. Daha doğrusu bunu çoğunlukla o mesleği yapan kişiler isterler. Ayrıcalıklı olmak isterler. ' Ben yıllarca okudum, şu oldum, tabii ki vasıfsız asgarî ücretliden şu kadar kat fazla almalıyım' derler.
Bazı meslek gruplarının, işlerin daha değeli gözükmesi ve daha fazla kazanmaları da toplumsal adaleti bozmaktadır. Nasıl mı? Siz bir iş yapıp 10k kazanıyorsunuz. Komşunuz, yakınınız ya da bir arkadaşınızın ise sizin 3-4 katınızı kazandığını düşünün. Bu durumda sizin o kişilerle ortak bir şeyler yapma durumunuz giderek ortadan kalkacaktır. Alışkanlıklar, zevkler giderek farklılaşacak. Oturduğunuz muhit, gittiğiniz yerler, harcamalarınız da aynı olmayacaktır. Bu bahsettiğim durum konu başlığını tam karşılar mı? Bunu herkes vicdan terazisinde tartabilir...
Yorumlar
Yorum Gönder