Futbol mu, Endüstriyel Futbol mu?
Önceki yazımda Cristiano Ronaldo özelinde futbolcuların neden çok para kazandığını yazmıştım. Şimdi ise bu konuyu, futbolun endüstriyelleşmesi ve finansallaşmasıyla bağlayacağım. Artık futbol sadece futbol değil demiştik. Futbolun ya da diğer sporların ortaya çıkmasına bakarsak, muhtemelen sokaklarda doğmaya başlamış, amatörce oynanmaya başladıkça zaman içerisinde belirli kurallar çerçevesinde daha profesyonel yapıya kavuşmuştur. Böylece futbol yayıldıkça sokaklarda, halk arasında daha fazla yayılmıştır. Halk arasında yayıldıkça daha da büyüyüp ciddi bir sektör haline gelmiştir. Yani sokak ve profesyonel tarafı birbirini beslemişlerdir.
Günümüzde izleyicilerinin çoğu erkekler olmasına rağmen, çok fazla kadın taraftar da futbolla ilgilidir. Kadınların futbolla ilgili olmasının psikolojik sebepleri vardır. Bundan başka bir yazıda bahsedelim. İzleyiciyi tarafını bir yana bırakırsak, gerek maliyeti düşük olması gerek basın yayın organları sayesinde erkekler arasında oynanma yönü de çok fazladır. Bir top, kale yapmak için 2'şer taş yeterlidir. Çocuklar top bulamayınca su şişesi ile bile bu oyunu oynayabiliyorlar. Yetişkinler ise halı sahalarda gerek içlerinde ukde kalması, gerek spor yapma ihtiyacını karşılamak için bu oyunu oynuyorlar. Amerika'da ise halk arasındaki revaçta spor basketbol. Çünkü orda da en popüler olan, medyada yer alan spor basketbol.
Tekrar futbola dönelim. Futbol bir spor demiştik. Artık endüstriyelleştiğini söylemiştik. Futbolcular bu işi spor yapmaktan ziyade para kazanmak için yapıyorlar. Ve artık öyle rakamlar kazanılmakta ki bu oyunu oynarken keyf almaktan, spor yapmaktan ziyade, teri son damlasına kadar akıtmak ve kazanmak zorunda. Hadi yine de bu işi sadece iş olarak değil sporlarını da yapıyor olsunlar.
Gelelim izleyici tarafına. Neden takım tutarız? Neden başkasının yaptığı sporu izleriz? Neticede izleyerek spor yapılmıyor. Takım tutma nedeniniz, ait olma ihtiyacımızdan kaynaklanıyor. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de belirttiği gibi. Belli bir aidiyetimizin olması bizi iyi hissettirir. Birincil ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlar ise pek ilgili davranmazlar. Hatta karnını mı doyuruyor, derler. Daha üst düzey bir ihtiyaçtır. Peki izlerken nasıl hissederiz? Stres içerisinde izleriz. Yense sevinir, yenilse köpürür, bağırır, çağırırız. Yani bir çok kişi neden izliyorsun sorusuna, stres atmak için dese de izleyenlerin sinir, sitesinin arttığını görürüz. Muhtemelen bir çok kişinin anlattıklarımla ilgili tecrübeleri vardır. Statta izleseniz bir de; yemediğiniz küfür kalmaz, dayak bile yiyebilir hatta satırla kesilebilirsiniz. Maç biter, tartışma programları başlar. Birbirlerine bağıra çağıra bir şeyler anlatırlar. Sosyal medya üzerinden linç girişimleri yapılar, yok ofsaytı değildi, hakem eyyam yaptıydı, yapmadıydı. İzleyici tarafa faydasının ne olduğunu kestirmek zor.
Futbolu keyfli kılmak adına birçok şey yapılmakta. Güzel statlar, iyi çekim yapan kamera sistemleri. Hatta spikerler maçı anlatırken, adrenali artırmak için basit pozisyonları bile büyük bir heyecanla sunmakta. Dolu tribünler, tribün şovları, taraftarın eko yapması gibi etkenler futbolu izlenmesini keyfli hale getiriyor. Bunların olmadığını düşünelim. Bir sahada futbol oynanıyor. Kötü bir açıdam çekim yapan kamera, taraftar yok, spiker yok. Muhtemelen izlemezsiniz.
Peki taraftarın yaptığı şey sadece izleyici olmak mıdır? Cevap: Hayır. Bütün maçlarda statta olması istenir, kombine alması, yayın üyeliği alması, forma alması, diğer lisanslı ürünler alması, borsadan takım hisse alması vs şeyler istenir. Yani izleyici de sadece izleyici değildir artık. Tüketici olmuştur. Karşılığında ne alıyor? Belli bir gruba mensup oluyor, onlarla sevinip onlarla üzülüyor. Önce stres olup sonrasında stres atıyor. Buna değer mi? Karar sizin. Kulüplerin gelirleri sadece taraftarlar değil, borsa gelirleri, sponsorluk anlaşmaları, onlarca reklam anlaşmaları vs. Sponsorların hedefinde kim var? Tabii ki yine taraftar.
Özet olarak futbol, sadece futbol değil. İzleyici de sadece izleyici değil. Sanırım bir futbolcunun günlük kazancının 11 milyonları bulması anlaşılmıştır. Biz yeter ki aidiyet ihtiyacımızı giderelim...
Yorumlar
Yorum Gönder